Cinque Terre
Sultan Abdülhamid Han’ın Dinî Hassasiyeti Ve İnce Siyaseti Ziya Şakir

“Sultan Abdülhamid Han, İttihatçılar tarafından tahtan indirilip gönderildiği Selanik’deki Alatini Köşkün’de, muhafız subayına anlattığı bir vakayı aşağıda sunuyoruz.”  

B
ugünkü gazete havadisleri meyanında Abdülhamid’in sinirlerine dokunan bir mesele var. Tercüman gazetesi, Kuranı Kerim’in Türkçeye tercümesi hakkında bir makale yazmış. Abdülhamid:
– Bu kadar tefsirler varken, tercümeye ne hacet? Hem tercüme edilirse, ayetlerdeki manalar kaybolur. Meselâ, “Elif Lâm Mim” ayeti, nasıl tercüme olunur? Sonra, her ayet, kendinden evvel gelen bir ayeti izah eder. Bence, böyle şeylere teşebbüs, iyi değildir, diye bu işe itiraz ettikten sonra, çok mühim bir vaka anlattı:

– Hafız Paşa’nın zaptiye nazırlığı zamanında idi. Beşiktaş’ta oturan hocanın biri, bir İngiliz Protestan rahibi ile kafa kafaya vermiş. Kur’an-ı Kerim’i istedikleri gibi tercümeye koyulmuş. Bunu, Hafız paşa duymuş. Derhal evi basmış, rahip ile hocayı tercüme yaparken yakalamış. Hocayı almış. Götürmüş. Hapse tıkmış. Bu vakadan, mühim bir mesele çıktı. O zaman İngiltere Sefiri Oytel idi. Benim ahbabım olmakla beraber, titiz, geçimsiz bir adamdı. Aksi gibi o esnada Ankara ve Erzincan konsolosları da hakaret gördüklerinden şikâyette bulunuyorlarmış.

Oytel, bu üç meseleyi zihninde büyütmüş. Eğer bu üç mesele hakkında yirmi dört saat zarfında izahat ve tarziye verilmezse (özür dilenmezse) pasaportunu isteyip gideceğine dair Babıali’ye şiddetli bir nota vermiş. Babıâli büyük bir telâş ile bana bunu bildirince, hemen Sefire haber gönderdim. Yanında baş tercümanıyla geldi. Tercüman Münir Paşa’nın delâletiyle huzura çıktı. Daha kapıdan girerken:

– Gayri resmi geliyorum, dedi.

Ben de, güya hiçbir şeyden malûmatım yokmuş gibi:

– Buyurun. Oturun. Sizi biraz dalgın görüyorum. Yoksa mühim bir şey mi var? Diye, işi anlamamazlığa vurdum.

Sefir, şikâyete başladı.

– Evet… Üç mühim mesele var. Eğer, Babıâli, bunları yirmi dört saate kadar arzumuza muvafık surette halletmezse, İngiltere’nin şerefini muhafaza için pasaportumu alıp gideceğim ve kat’i münasebet edeceğim (münasebeti keseceğim), başka çara yoktur, dedi.

Ben gülerek cevap verdim:

– Ha... Hatırlıyorum, Babıâli’den bana bir kâğıt gelmişti. Bir iki şeyden bahsediyorlardı. Fakat bunların içinde, mühim bir şey görmedim. Galiba, kâğıtta şurada olacak, dedim. Kalktım, masanın üstünden kâğıdı aldım ve izah etmeğe başladım.

Birinci, bizim tebaamızdan olan bir hoca, bize şimdilik doğru görünmeyen bir harekete cür’et etmiş. Zaptiye nazırı da bunu cürüm halinde tutmuş. Hocayı Şeyhülislam kapısına teslim etmiş. Tabii, muhakemesi olur. Bir cürmü sabit olmazsa, kurtulur. Aksi takdirde, hareketine temas eden kanun mucibince cezasını bulur.

Amma, siz diyorsunuz ki, o ev basıldığı zaman, orada bir İngiliz bulunuyormuş. Pekâlâ amma, o ev bir İngiliz evi değildir. Ve yapılan harekette Kapitülasyonlara mugayir değildir. Nitekim orada tesadüf olunan İngiliz, beş dakika bile tevkif edilmemiş, derhal serbest bırakılmıştır.

– Soruyorum size: Mesela böyle bir vaka, İngiltere’de olsaydı, ne olurdu?

Protestanlık aleyhine vaki olan bir meseleye hükûmet ve hatta kral müdahale edebilir miydi?

Gelelim öteki işlere. Gerek Ankara vakaları ve gerek Erzincan kumandanı hakkında ehemmiyetle tahkikat icra olunuyor. Eğer İngiliz konsoloslarının hakaret gördükleri sabit olursa, derhal cezalarını göreceklerinden emin olabilirsiniz. Sizin ne kadar ehemmiyet verdiğiniz işler, görüyorsunuz ki çok basit şeylerdir. Ve şu andan itibaren de hallolunmuşlar demektir.

Sefirin, bir Mesele-i umman gibi gözünde büyüttüğü şeyleri ben böyle ehemmiyetsiz bir tavırla ve pek kolaylıkla halledince Sefir, kıpkırmızı oldu. Hem kendi baş tercümanı, hem de Münir Paşa gülmeye başladı. Hele, Sefirin “Amour propreu” sunu (izzeti nefsini) okşamak için:

– Zaptiye nazırı Hafız Paşa vazifesini yapmış. Emin olunuz ki, İngiltere hükûmetine ve tebaasına karşı katiyen hakaret varit değildir. Böyle olmakla beraber, mademki arzu ediyorsunuz, ben Hafız Paşa’yı size göndereyim de bir “Pardon” desin, dedim.

Öfkeyle gelen sefir, memnuniyetle avdet etti. İşte böyle nazik meseleleri, ben böylece bizzat idare eder ve Babıâli’ye meşgul vaziyetlerden kurtarırdım. Galiba bu vaka sadrazam Sait Paşa’nın zamanında olmuştu.

Kaynak: Sultan Hamid’in Son Günleri-Ziya Şakir.
Başlık Yazar
Sultan Abdulhamid Han Tıbbiyeye Çok İhtimam Gösterdi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Burma (Myanmar) Müslümanları II. Abdülhamid Han'ı Dillerinden Düşürmezdi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
Yıldız Hamidiye Camii Rahim Er
Sultan Abdülhamid Han’ın Naaşı Önünde Ahmet Refik
Sultan Abdülhamid Han'ı Tanımak Prof. Ekrem Buğra Ekinci
Yahudilerin Sultan Abdulhamid Han’a Teşekkürü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz
Sultan Abdulhamid Han'ın Efsanevi Mirası Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Sultan Abdülhamid Han’nın İçtimai Siyaset Anlayışı Melik Arvas
Sultan Abdulhamid Han’ın İspanyol Elçisine Verdiği Muhteşem Cevap Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Osmanlı Devleti İle Japonya’yı Mukayesesi Doç. Dr. F. Şayan Ulusan Şahin
Sultan Abdülhamid Han ve Müşfika Hanım Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Verdiği Ders Vakanüvis
Sultan Abdülhamid Han'ın Dış Siyasetteki Hassasiyeti Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Söğüt Bölüğü Tahsin Paşa
Sultan Abdulhamid Han Bütün Osmanlı Coğrafyasını Fotoğraflaştırdı Murat Öztürk
Abdülhamid Han’ın Ramazan-ı Şerif ve Hırka-i Saadet Ziyaret Günleri Şadiye Osmanoğlu
Mazlum Bir Padişah: Sultan Abdülhamid Han Rahim Er
Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Rahim Er
Sultan İkinci Abdülhamid Han ve Eğitim Politikası Ayhan Çiftçi
Üç Kıtanın Son Hükümdarı Sultan İkinci Abdülhamid Han İbrahim Akkurt
İttihatçı Basının Abdülhamit Hân Düşmanlığı Yavuz Bahadıroğlu
Sultan Abdülhamid Han’ın Habeşistan Siyaseti Prof. Dr. A. Hâluk Dursun
Abdülhamit Han'ın Büyük Bir Kültür Hizmeti: Yıldız Kütüphânesi Ö. Serdar Akın
II. Abdülhamid Han'ın ABD Elçisine Anlattıkları Yavuz Bahadıroğlu
Abdülhamid Han’ı ‘‘Gazi’’ Yapan Zafer 1897: Türk-Yunan Savaşı Ömer Faruk Yılmaz
Sultan Abdülhamid Han Zamanda Ermeniler İle İlgili Bir Muhtıra-i Hümâyûn Mehmet Hocaoğlu
Sultan Abdülhamid Han Ekonomik Krizi Nasıl Aştı? Ziya Şakir
Dolmabahçe Sarayında Bayramlaşma Merasimi Şadiye Osmanoğlu
Sultan Abdülhamid Han’ın İsmini Yaşatan Hizmeti: Hamidiye Etfal Hastanesi Göksel Erdoğan
Abdülhamid Han’a Kızıl Sultan Diyen Kimlerdi? Mehmet Hocaoğlu
Sultan Abdülhamid Han’ın En Büyük Projesi: Hicaz Demiryolu Cüneyt Teke
Sultan Abdülhamid Han’ın Türkçe Hassasiyeti Prof.Dr.Vahdettin Engin
Sultan Abdülhamid Han’ın İsmini Yaşatan Hayırlı Bir Hizmeti: Hamidiye Suyu Abdullah Zülgaip Akkuş
Abdülhamid Han’ın Büyük Din Gayreti Nurettin Topçu
Sultan Abdülhamid Han’ın Fazilet Mirası: Darülaceze Selman Keklik
Sultan Abdulhamid Han'ın İleri Görüşlülüğü Sara Korle
Sultan Abdülhamid Han'ın Uzak Doğu Siyaseti Editör
Sultan Abdülhamid Han'ın Büyük Basiret ve Cesareti Editör
Çanakkale’nin Gerçek Kahramanı Bir Devrik Sultan: “Abdulhamid Han” Resul Tosun
Sultan Abdulhamid Han'ın Tıp ve Eczacılığa Verdiği Büyük Önem Said N.Duhani
Sultan Abdülhamid Han Devrinde Yıldız Saray’ından Bir Hatıra Ayşe Osmanoğlu
Sultan Abdülhamid Han’a Çirkin İftira Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Şefkat ve Merhameti Ziya Şakir
Sultan Abdülhamid Han’ın Tahtan İndirilmesine Japonlar Müteessir Oldu Abdurreşid İbrahim
Sultan Abdülhamid Hân’dan Van’a Kitap M. Ali Demirbaş
Sultan Abdülhamid Han'ın, Günlük Meşguliyetleri Ziya Şakir
İleri Görüşlü Sultan: II. Abdülhamid Han Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şeker
Sultan Abdülhamid Han Hayranı Bir Yunanlı Yazar Tercüme eden: Hayrettin Turan
Sultan Abdülhamid Han’ın Dinî Hassasiyeti Ve İnce Siyaseti Ziya Şakir
Sultan Abdülhamid Hanı Şifaya Kavuşturan Dua Ziya Şakir
Sultan Abdülhamid Han Siyasette Olduğu Gibi Sanatta da Dehaydı Ziya Şakir
Abdülhamid Han’ın Kıyas ve İctihad İle İlgili Fikirleri Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han'ın Cesaret ve Vakârı Ö. Serdar Akın
Sultan Abdulhamid Han'ın Ecdadı Karakeçili Aşireti ve Ertuğrul Gazi'ye Vefası M. Şakir Ülkütaşır
Amerikalı Bir Doktorun Gözü İle Abdülhamid Han ve Hamidiye Hastahanesi Dr. Hasan Fevzi Batırel
Sultan Abdülhamid Han'ın Ramazan-ı Şerif Hassasiyeti Prof. Dr. Vahddin Engin
Güney Afrika'dan Sultan'a Mektup Var Osman Sarper
Sultan II. Abdülhamîd Han Editör