
Türkistan’ı komünist Rus işgalinden kurtarmak için mücadele eden ''Basmacılar'' faaliyetlerine katıldı. Ruslar kendisini idama mahkûm etti. Rus ordusundaki Müslüman bir asker gizlice evine gelerek Buhara’dan kaçmasını söyledi. Ailesi ve çocukları ile görüşüp onları Allahü teâlâ’ya emanet etti. Bu, ailesi ile son görüşmesi oldu. Uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra bazı mücahid arkadaşları ile Afganistan’a sığındı.
Buradan da Hindistan üzerinden Türkiye’ye geldi. Önce Kayseri Uzunyayla Kabartay köylerinden Kiremitli’de iki yıl kaldı. Burada köylülere Kur’an-ı Kerim, dinî bilgiler ve Arapça dersleri verdi. Onlara Sâdi-i Şîrâzî’den Bostan ve Gülistan’ı; Molla Câmî’den Baharistan’dan anlatırdı. Köylüler çok memnun kalırdı.
1942’de Konya’ya geldi. İlk zamanlar Ovaloğlu Camisi’nde kaldı. Daha sonra caminin bahçesinde kendisine bir göz oda yapılıp, orada ikamet etti. Camide hem imamlık hem de Hazreti Mevlânâ’nın önünde tablacılık, yani ufak tefek eşyalar satarak geçimini temin ederdi.
Konya eşrafından başta Hacı Tahir Efendi olmak üzere, İlahiyatçı Mevlüt İslamoğlu, Eczacı Haşmet Sezgen, Dr. Ali Keman Belviranlı gibi pek çok kimseye Farsça, Arapça dersler verdi.
Çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Farsça, Türkçe kıymetli şiirler yazdı. Şiirlerinde Allahü teâlâ’ya karşı büyük aşk, sevgi, teslimiyet ve vatan hasreti vardır.
Ankara’da Semerkant’ın tanınmış ailelerinden birinin bıçak bileyen çocuğu ile görüştükten sonra ona hatıra olarak yazdığı şu şiirle vatan hasretini en güzel şekilde ifade etmiştir:
‘‘Ey iş sahibi, bu çarktan çıkan kıvılcımları görüp bıçağın çektiği ızdırabı düşünme;
Gönlümdeki yanan ateşi görseydin, vatan hasretini bilseydin, erirdin.’’
Hacı Hâki Efendi son günlerde yakınları ve sevenleri yalnız bırakmaz, ziyaretçileri eksik olmazdı. Âşık Kemalî, Türk Ocağı Merkez Müdürü M. Lütfü İkiz, eşi Gönül Hanım, Savcı Özcan Bey yakın ilgilenirlerdi. Hacı Hâki Efendi 6 Eylül 1975 tarihinde vefat etti ve çok sevdiği Hazreti Mevlânâ’nın yanındaki Üçler Kabristanı’nda defnedildi.
Kabir taşı kitabeleri şöyledir:
‘‘Nâ ümîd değilim
Afv-ü mağfiretinden Mevlâ zira ki
Bire iki demedim asla.
Türkistan mücahidlerinden Hacı
Hâki İzler Ruhuna Fatiha.’’