“Avrupa’da İngilizce konuşamayan bir üniversiteli tasavvur edemezsiniz; ama bizde maalesef dil bilinmiyor, dil kompleksi var. Sonra başka bir şey var: Şu anki Türkçemizde gramer yok. Onun için herkes doğru yanlış yazıyor, yazdıklarının doğru olup olmadığı hususunda birçok insan bir hükme varamıyor. Çünkü gramer bilmiyorlar. Maalesef ben ilkokul üçüncü sınıftayken, hangi kültür bakanıydı bilmiyorum, sivri kafalı biri, Türk mekteplerinden grameri kaldırdı.
Babam bana dedi ki: ‘Sana Sarf-ı Türkî'yi öğreteyim.’ O zamanlar gramere Sarf-ı Türkî derlerdi. Bugün belki bilimler tarihçisi olabildiysem, babamın Sarf-ı Türkî'yi öğretmiş olmasının çok büyük etkisi vardır. Eğer o Alman Hocam Prof. Dr. Hellmut Ritter’in¹ ilk derslerini anlayabildiysem belki bende biraz gramer düşüncesinin gelişmiş olmasının payı vardır. Türklerin gramer bilgileri yok, o yüzden dili öğrenemiyorlar. Bu, bizim milletimizin önemli problemlerinden biridir.
Miladi sekiz yüz yılında Sîbeveyh² denen âlim, el-Kitâb adlı gramer kitabını yazdı. Üstelik sıradan bir gramer kitabı değil; gramerin felsefesi gibi bir kitap ortaya koydu. Yunanlılarda, Avrupalılarda, Çinlilerde böyle kitap yoktu. Bu müthiş gramer kitabı İslam dünyasında ortaya çıktı.”
Büyük İslam âlimi ‘İmam-ı Rabbani Hazretleri’ de Sîbeveyh ve Nahv bilgisi hakkında şunları söylüyor: “Sîbeveyh zamanında olan Nahv bilgisine yeni buluşlar ve yeni görüşler eklenerek bugün, yüz kat fazla artmıştır fakat, bu ilmin temelini kuran odur. Üstünlük onundur. Her şeyin üstünü, kurucusudur. Yükseltmek şerefi ise sonra gelenlerindir.”
Prof. Dr. Fuat Sezgin, Müslümanların ilerlemesinin önemli sebeplerinden biri de Arapçanın kolay ve hızlı yazılmasındandır. Bunu Hocam, Prof. Dr. Hellmut Ritter bana açıklayan ilk insandı. O, Arap yazısını seven ve ona âşık olan bir kimseydi. Bir gün... Sene galiba 1944’tü. Dedi ki:
“Arap yazısında 3 vites vardır. Bunu herkes bilmez...
1. vites; Yazıyorsunuz, ama noktasız yazıyorsunuz. Bu çok hızlı yazmanıza vesile oluyor. Ama okumada da tam tersi. Bu, âlimler vitesidir diyor. Kütüphanelerdeki kitapların bir kısmı böyle. Onları ancak âlimler okuyabilir.
2. viteste; noktalı ama harekesiz yazarsınız. Okuma da yazma da 2. vitestir. Bu umumiyetle halk için geçerli bir vitestir.
3.viteste ise; noktalı ve harekeli yazarsınız. Okurken hata varsa çok kolay fark edersiniz. Fakat yazmak da zaman alır.
Hocam Hellmut Ritter, bunu söyledikten sonra bir kâğıt aldı ve kâğıda kendi ismini, Latin harfleriyle “Ritter” yazdı. “Bu eşek süratiyle gidiyor” dedi ve ekledi: “Bu da eşek vitesidir.” Arapçadaki viteslerle, kitaplar müthiş bir süratle yazılıyordu. Sonra Müslümanlar evvela Bizanslılardan papirüsleri aldılar, sonra kâğıt fabrikalarını kurdular. Çinlilerden bazı şeyler aldılar ve büyük kâğıt fabrikaları kurdular. Semerkant’ta, Bağdat’ta, Mısır’da kâğıt fabrikaları ortaya çıktı. İnsanlar mütemadiyen yazıyorlar, belki lüzumundan fazla yazıyorlardı.
¹ Prof. Dr. Hellmut Ritter, Alman kökenli ve Doğu dilleri ile İslam araştırmalarının (şarkiyat) en büyük âlimlerinden biridir. 1892 yılında doğup 1971 yılında öldü. Türkiye'de Batılı anlamda Doğu dilleri filolojisini sistemli bir şekilde kuran ve İstanbul kütüphanelerindeki binlerce yazma eseri dünyaya tanıtan ilk büyük otoritedir.
² Sîbeveyh, tam adı (Ebû Bişr Amr bin Osman bin Kanber), 8. yüzyılda yaşamış, Fars (İranlı) kökenli ve Arap dilbilgisinin (nahiv) en büyük âlimlerinden biridir. Yaklaşık 760 yılında doğmuş, 796 civarında vefat etmiştir. Arapça gramerini sistemli bir şekilde yazan ilk büyük eserin yazarıdır. Bu eserin adı el-Kitâb’dır. Bugün bile Arap dili üzerine çalışan akademisyenler tarafından en önemli klasik kaynaklardan biri kabul edilir.
Kaynak:
¹ Bilimler Tarihçisi Fuat Sezgin – Sefer Turan
² İmam-ı Rabbânî A. Farukî Serhendî - Mektûbât, 1. Cild, 292. Mektup