Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit

Zahid Demir 04.08.2026 303

D
ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin niçin yabancı dil öğrenemediği hususunda şunları söylüyor:

“Avrupa’da İngilizce konuşamayan bir üniversiteli tasavvur edemezsiniz; ama bizde maalesef dil bilinmiyor, dil kompleksi var. Sonra başka bir şey var: Şu anki Türkçemizde gramer yok. Onun için herkes doğru yanlış yazıyor, yazdıklarının doğru olup olmadığı hususunda birçok insan bir hükme varamıyor. Çünkü gramer bilmiyorlar. Maalesef ben ilkokul üçüncü sınıftayken, hangi kültür bakanıydı bilmiyorum, sivri kafalı biri, Türk mekteplerinden grameri kaldırdı.

Babam bana dedi ki: ‘Sana Sarf-ı Türkî'yi öğreteyim.’ O zamanlar gramere Sarf-ı Türkî derlerdi. Bugün belki bilimler tarihçisi olabildiysem, babamın Sarf-ı Türkî'yi öğretmiş olmasının çok büyük etkisi vardır. Eğer o Alman Hocam Prof. Dr. Hellmut Ritter’in¹ ilk derslerini anlayabildiysem belki bende biraz gramer düşüncesinin gelişmiş olmasının payı vardır. Türklerin gramer bilgileri yok, o yüzden dili öğrenemiyorlar. Bu, bizim milletimizin önemli problemlerinden biridir.

Miladi sekiz yüz yılında Sîbeveyh² denen âlim, el-Kitâb adlı gramer kitabını yazdı. Üstelik sıradan bir gramer kitabı değil; gramerin felsefesi gibi bir kitap ortaya koydu. Yunanlılarda, Avrupalılarda, Çinlilerde böyle kitap yoktu. Bu müthiş gramer kitabı İslam dünyasında ortaya çıktı.”

Büyük İslam âlimi ‘İmam-ı Rabbani Hazretleri’ de Sîbeveyh ve Nahv bilgisi hakkında şunları söylüyor: “Sîbeveyh zamanında olan Nahv bilgisine yeni buluşlar ve yeni görüşler eklenerek bugün, yüz kat fazla artmıştır fakat, bu ilmin temelini kuran odur. Üstünlük onundur. Her şeyin üstünü, kurucusudur. Yükseltmek şerefi ise sonra gelenlerindir.”

Prof. Dr. Fuat Sezgin, Müslümanların ilerlemesinin önemli sebeplerinden biri de Arapçanın kolay ve hızlı yazılmasındandır. Bunu Hocam, Prof. Dr. Hellmut Ritter bana açıklayan ilk insandı. O, Arap yazısını seven ve ona âşık olan bir kimseydi. Bir gün... Sene galiba 1944’tü. Dedi ki:

“Arap yazısında 3 vites vardır. Bunu herkes bilmez...

1. vites; Yazıyorsunuz, ama noktasız yazıyorsunuz. Bu çok hızlı yazmanıza vesile oluyor. Ama okumada da tam tersi. Bu, âlimler vitesidir diyor. Kütüphanelerdeki kitapların bir kısmı böyle. Onları ancak âlimler okuyabilir.

2. viteste; noktalı ama harekesiz yazarsınız. Okuma da yazma da 2. vitestir. Bu umumiyetle halk için geçerli bir vitestir.

3.viteste ise; noktalı ve harekeli yazarsınız. Okurken hata varsa çok kolay fark edersiniz. Fakat yazmak da zaman alır.

Hocam Hellmut Ritter, bunu söyledikten sonra bir kâğıt aldı ve kâğıda kendi ismini, Latin harfleriyle “Ritter” yazdı. “Bu eşek süratiyle gidiyor” dedi ve ekledi: “Bu da eşek vitesidir.” Arapçadaki viteslerle, kitaplar müthiş bir süratle yazılıyordu. Sonra Müslümanlar evvela Bizanslılardan papirüsleri aldılar, sonra kâğıt fabrikalarını kurdular. Çinlilerden bazı şeyler aldılar ve büyük kâğıt fabrikaları kurdular. Semerkant’ta, Bağdat’ta, Mısır’da kâğıt fabrikaları ortaya çıktı. İnsanlar mütemadiyen yazıyorlar, belki lüzumundan fazla yazıyorlardı.



¹ Prof. Dr. Hellmut Ritter, Alman kökenli ve Doğu dilleri ile İslam araştırmalarının (şarkiyat) en büyük âlimlerinden biridir. 1892 yılında doğup 1971 yılında öldü. Türkiye'de Batılı anlamda Doğu dilleri filolojisini sistemli bir şekilde kuran ve İstanbul kütüphanelerindeki binlerce yazma eseri dünyaya tanıtan ilk büyük otoritedir.

² Sîbeveyh, tam adı (Ebû Bişr Amr bin Osman bin Kanber), 8. yüzyılda yaşamış, Fars (İranlı) kökenli ve Arap dilbilgisinin (nahiv) en büyük âlimlerinden biridir. Yaklaşık 760 yılında doğmuş, 796 civarında vefat etmiştir. Arapça gramerini sistemli bir şekilde yazan ilk büyük eserin yazarıdır. Bu eserin adı el-Kitâb’dır. Bugün bile Arap dili üzerine çalışan akademisyenler tarafından en önemli klasik kaynaklardan biri kabul edilir.



Kaynak:

¹ Bilimler Tarihçisi Fuat Sezgin – Sefer Turan

² İmam-ı Rabbânî A. Farukî Serhendî - Mektûbât, 1. Cild, 292. Mektup


İlgili Makaleler

Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.