İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!

Zahid Demir 26.07.2026 14

I

908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak, ülkenin parçalanmasına, milyonlarca insanın ölmesine, yurdunu ve yuvasını terk etmesine sebep oldu. Ayrıca manevi değerlere itibar etmediğinden askerin moral ve motivasyonu bozuldu. Bu yüzden savaşlarda yeterli kahramanlıklar gösterilmedi.

Abdullah Fevzi Efendi
Abdullah Fevzi Efendi

Birinci Cihan Savaşında, 1914 senesinde seferberlik ilan edilince medreselerdeki ilim talebeleri de askere alındı ve kısa bir eğitimden sonra çeşitli cephelere sevk edildi. Bunlardan Konyalı Abdullah Fevzi Efendi, Çanakkale, Suriye-Irak cephelerinde; Kayserili Başkâtipzâde Ragıp Bey ise Doğu cephesinde savaştı.

İttihat ve Terakki İbadetlere Engel Oluyordu

Abdullah Fevzi Efendi ve Ragıp Bey’in askerlik hatıraları kitaplaştırıldı. Her ikisi hatıralarında, İttihat ve Terakki mensubu bazı subay ve komutanların manevi değerlere hiç hürmet göstermediklerini; hatta askerlerin namaz kılmalarına dahi engel olduklarını ifade ederek, bu hususta şunları kaydediyorlar:

Konyalı Abdullah Fevzi Efendi:

"Osmanlı ordusundaki bir kısım İttihat ve Terakki subay ve komutanları askerlere çok kötü davranıyor, onları dövüyor, küfrediyor, hakir ve hor görüyorlardı. Erlere karşı hiçbir merhamet ve şefkat göstermiyorlardı. Komutanlar ibadete ve namaza hiç ehemmiyet vermediği gibi, bazılarının cephede dahi içki içip kumar oynadığına şahit olunuyordu. Erlerin eğitimi son derece yetersizdi; orduda moral ve motivasyon sağlanamıyordu. Çanakkale’de bu kadar çok şehit ve zayiat verilmesinin temel sebeplerinden biri de bu liyakatsizlik ve manevi kopuş idi."

Kayserili Ragıp Bey:

Başkâtipzâde Ragıp Bey
Başkâtipzâde Ragıp Bey

"Maalesef gerek Harbiye Mektebinde gerekse talimhanelerde namaz kıldığımızda bazı subay ve komutanlar tarafından ibadetimiz yasaklanır, hatta bize cezalar verilirdi. Bir gün namaz kılmak için kendisinden izin istediğim Bölük Komutanı Mülazım-ı Evvel (Üsteğmen) Süleyman Bey’in: 'Daha mı namaz, yine mi namaz? Askerlikte namaz yok! Namazınızı camilerinizde, evlerinizde, medreselerinizde kılın!' şeklindeki sözleri ciğerimizi neşter gibi yaralamıştı.

Orhaniye Kışlası’nda velensem (battaniyem) üzerinde namaza durmuştum. Ne talihsizlik ki sabah teftişine çıkmış bulunan bölük kumandanına yakalandım ve o gün akşama kadar tabur telefon nöbetçiliği cezası aldım. Zaten çok mütehassis idim. Bu cezayı da yüklenince büsbütün perişan oldum; milleti bu hale getirenlere lanetler yağdırmaya başladım."

Bu iki hatırat da incelendiğinde Osmanlı devletinin son zamanlarda dahi medrese talebelerinin mükemmel bir tarih ve edebî kültüre sahip oldukları anlaşılmaktadır. Her ikisinin hatıraları doktora tezlerinde konu olacak birer akademik eser mahiyetindedir.

Abdullah Fevzi Efendi, savaş bittikten sonra Konya’ya döndü. Ancak yaptığı bir konuşma sebebiyle, dönemin siyasi şartlarından dolayı on yıl boyunca dağlarda yaşamak zorunda kaldı. Hatıralarının büyük bir bölümünü ve ilmî bazı eserlerini dağlarda yazdı. 1943’de Konya’da vefat etti.

Başkâtip Ragıp Bey ise Birinci Cihan Savaşında Doğu cephesinde esir düştü. Ruslar 70 bin kadar Osmanlı esirini Sibirya’daki kamplara sürgün etti. 1917 yılında bu kamplardan kaçmayı başararak Özbekistan’ın Taşkent, Afganistan’ın Kabil şehrine, oradan uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra Kayseri’ye döndü. 1950 yılında Kayseri’de vefat etti.

Bugün elhamdülillah harbiyelerimiz ve askerî okullarımızda, bütün kışlalarda camiler, mescitler bulunmakta, isteyen asker ve subaylarımız namazlarını kılmakta ve oruçlarını tutmaktadır.



Kaynak:

Tarih-i Hayatım - Bâşkâtipzade Mülazım Ragıp Bey

Çanakkale Cephesinde Bir Müderris: Abdullah Fevzi Efendi – Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Bir Müderrisin Sürgün Yılları: Abdullah Fevzi Efendi – Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu


İlgili Makaleler

Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler