Cinque Terre
Ay Sultan "Alpaslan" Kitabına Fuarda Büyük İlgi

S
elçuklu, Osmanlı ve Türk hayranı olan ve Türk halkının kalbini Türk çayının tarihini yazdığı "Bir Çay Daha Lütfen" isimli kitabı ile fetheden ABD'li yazar Katherine Branning'in "Ay Sultan" ismiyle yayınlanan kitabı, TÜYAP Kitap Fuarındaki imza gününde kitapseverler tarafından büyük ilgi gördü.

Türk tarihinin en ihtişamlı dönemlerinden birine, Türk Selçuklu tarihine yeni bir perspektifle bakan yazar Katharine Branning'in, yürekleri kimi zaman pır pır ettiren kimi zaman da dağlayan bir ilham eseri olan son kitabı "Ay Sultan"ın TÜYAP Kitap Fuarı'ndaki imza günü, yoğun bir okuyucu ilgisiyle gerçekleşti. İki saat sürmesi planlanan buluşma, yoğunluk sebeyle 4 saat sürdü.
Başlık
Binali Yıldırım Kırgızistan'da
Azerbaycan ve Türkiye Gençleri Antalya’da Buluştu
Prof. Aziz Sancar: En Büyük Hayalim Türk Birliğini Görmek
TC. Başkanı Erdoğan Bakü'nün 100'üncü Kurtuluş Törenleri Münasebetiyle Azerbaycan'da
BİŞKEK'E DEV CAMİ
1 Milyon Uygur Esir
KIRGIZ TÜRKÜ TEĞMENLER ORDUYA KATILDI
Türk Dünyası, Ecdat Yadigârını Yaşatıyor
"Güney Kazakistan" İsmi "Türkistan" Oldu
Türk Belediyelerinden Kırgızistan' a Camii
Van’da Yaşayan Kırgız Türkleri Geleneklerini Yaşatıyorlar
Arvasi’yi anlatan bir film niçin yok?
Türk dünyası Türk Tarihi Dersinde Buluşacak
Kelime Irkçılığı Bitsin!
2000 yıllık kültür 'Han Otağı'nda yaşatılıyor
Kazakistan’da Açlık Felaketinde Ölenler Yâd Edildi
Prof. Şimşirgil'den ilginç çıkış: Türk olmayan tarihçi okutulmasın
Türkiye Türk Dünyasının Direğidir
Osmanlılar Nasıl Olsa Geri Gelecek
THY, Semerkant Seferlerine Başlıyor
Esir Osmanlı Askerlerinin Mektupları Torunlarına Ulaştırılacak
Kazakistan Latin Alfabesine Geçti
Orta Doğu ve Balkanlarda Osmanlı Ruhu Yeniden Canlanıyor
Kazakistan Latin Alfabesine Geçiyor
Tika'dan Türkçe Lügat
15 Temmuz'un Yıl Dönümünde Türkiye Meydanlara Sığmadı
Bağcılar'dan Almaatı'ya Gönül Sofrası
Dilimiz Elden Gidiyor
Ertuğrul Gazi Türbesi'nde Nöbetler Başladı
Kırgız Türkü Şehit Korucu Son Yolculuğuna Uğurlandı
Çanakkale Kara Muharebelerinin 102. Yıl Dönümü Kutlandı
Kerkük Türk'tür Türk Kalacak
Hocalı Katliamının Acısı Devam Ediyor
Sultan Abdülhemid Han Gerçeği Gün Yüzüne Çıkıyor
Azerbaycan’da Camiler Çoğalıyor
Cengiz Aytmatov İçin Asra Bedel Anma
104 Yıl Sonra Ezan Sesi
Abdulkerim Satuk Buğra Han Camii İbadete Açıldı
Türkmenistan Havalimanı Hizmete Girdi
İhlas Vakfı'nın Kurban Hizmeti
Macaristan'da Türk Şenliği
Türkler Yeniden Şahlanıyor
Türk Dünyası Darbeye Karşı Tek Yürek Oldu
Kardeş Topraklardaki Kahramanlar
Türkistan'ın Manevi Merkezi
Kazan'da 10 Bin Kişiye İftar
Özbek Türklerinden İmece Usulü İftar
Macaristan’da Osmanlı Heyecanı
Yesevi Otağı ve Türbesi’nin Maketi Törenle Ziyarete Açıldı
Türk Birliğine Engel Alfabe Dil Meselemiz Konulu Kitap Çıktı
Moğolistan bozkırlarından Hoton Türkleri
''Tuna Güzellemesi'' Çıktı
Türkistan’i Türkislam Yaptı
Hocalı Katliamı Unutulmadı
Kırım Türkler'in Asli Yurdudur
78 Milyon 600 Kazak'tan Selam Getirdim
Türkname ile Dünya Türkçeyi Keşfedecek
Hocalı: Acının, Vahşetin En Yakın Resmi Hocalı katliamı yakın tarihimizin en acı olaylarından biri olarak hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Ermeni katillerin bir gecede yaptığı katliama bugün olduğu gibi o gün de tüm dünya seyirci kalmıştı. Bundan tam 23 yıl önce Azerbaycan’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri  yüzlerce Türkü katletti. 336. Sovyet Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasına giren Ermeniler kadın çocuk erkek ayrımı yapmadan işkenceye varan yöntemlerle eşine az rastlanır bir katliam gerçekleştirdiler. Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan gerilim ve Dağlık Karabağ bölgesi meselesi 1980’lerin ikinci yarısından 1991’e kadar sürdü. Sonrasında 1991 yılının sonlarında başlayan savaş Ermenilerin lehine gelişti. Rus desteğini alan Ermeniler Dağlık Karabağ bölgesine girerek bölgeyi işgale ettiler Stratejik bir önem sahip olan Hocalı kasabası Ermeni kuvvetleri için mühim bir askeri hedefti. Kasaba aylarca top ateşine tutuldu ve Ermeni kuvvetlerince abluka altına alındı. Etrafıyla bağlantısı kesildi. Katliamın gerçekleştiği 25 Şubat’ı 26 Şubat'a bağlayan gecede bölgedeki Sovyetlerin 366. Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlendi.  Hocalı Katliamı vahşetini yaşayan Ermeni gazeteci Daud Kheriyan, o gün yaşananları böyle aktarıyor: “Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı Kasabası’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra bütün cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu” Yapılan vahşeti dönemin ermeni katil komutanı aynı zamanda Asala terör örgütünün de başkanı olan Monte Melkonyan’ın anılarından dinleyelim. Melkonyan'ın ölümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kardeşimin Yolu (My Brother's Road) başlığıyla ABD'de çıkardığı kitapta Hocalı Katliamı şöyle tasvir ediliyor: Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudaki açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdaki Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkararak bıçaklamaya başlamışlar. Katliamın ardından Ermenistan Dağlık Karabağ’ı ve Azerbaycan topraklarının bir kısmını işgal etti. Şu anda 1 milyon 200 bin Azerbaycan Türk'ü asırlardır yaşadıkları Karabağ’dan uzakta, sürgün hayatı yaşamaktadır. Azerbaycan’ın bütün iyi niyet girişimlerine rağmen Ermenistan’ın işgalci tutumu yüzünden Dağlık – Karabağ meselesi çözülemiyor. BM’nin tavrı da her zamanki gibi insanlıktan yana değil. Bu zulmü yapanlar er geç bunun hesabını hem tarih önünde hem de uluslararası mercilerde verecekler. Bu yapılan acıyı her zaman hafızalarımızda diri tutarak gerek Hocalı katliamında gerekse Karabağ işgali sırasında şehit edilenler başta olmak üzere, dünyanın her köşesinde zulme uğrayan ve gelmiş geçmiş bütün aziz şehitlerimizin ruhları önünde minnet ve saygıyla eğiliyoruz.
Asrın Yesevisi: "Ahmet Arvasi" Yadedildi
T
ürk İslam dünyasının önemli fikir adamlarından Seyyid Ahmet Arvasi ölümünün 27.yılında törenle yadedildi.
İhlas Koleji Tarih Kulübü tarafından düzenlenen törene merhum Arvasi’nin öğrencileri, arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Konuşmacılar “Asrın Yesevisi” olarak bilinen Arvasi hoca hakkında şunları söyledi:
İhlas Koleji Okul Müdürü Hamdi Özakay:  Türk İslam dünyasına bilhassa gençliğe şekil vermiş ilişkileri ve hayatları ile örnek olmuş büyük şahsiyet Seyit Arvasi Hocayı öğrencilerimize onun talebeleri ile anlattık. Onun sahip olduğu tarihî, medeniyeti, kültürü ve coğrafyaya tanık olmuş oldular.
Eğitimci-Yazar Hasan Yavaş: 1968 yılında Balıkesir’de Seyyid Ahmet Arvasi hocamdı. Psikoloji derslerine giriyordu. İyi bir Müslümandı. Çünkü Peygamber efendimizin evladı idi. Türk milletini seven, Türk milletinin gençlerine hizmet etmeyi gaye ve dava edinen bir insandı. O bakımdan Türk milliyetçileri arasında uzun yıllar çile çekmesine rağmen bu hizmetlerine devam etti. Kendisine sıkıntı verenler olduğu halde hiç davasından vazgeçmedi. O bize örnek bir şahsiyetti. Sohbetleri kitap gibi bir kişiydi.
Eğitimci-Yazar Mehmet Ozan Semerci: 6 yıl fiilen talebesiydim. Ama sık sık evine sohbetlere gittik. Ulaşabildiğimiz kadarıyla kendisinden hiç kopmadık. İlmiyle alim bir insandı. Yani ne biliyor ne söylüyorsa onu yaşıyordu. Arvasi beyin gönlü çok açıktı. Tıpkı şu dizelerde olduğu gibi: “Pişman olur da bir gün geri dönersen bana,  gönül kapım açıktır çalmadan gir içeri.”  Arvasi bey gönül kapısı hep açık biriydi. Şimdi bu soruyu kendime sormaya çekiniyorum.
TRT'den Sovyet dizisi: Büyük Kafkas Sürgünü TRT1'in yeni dizisi "Büyük Sürgün Kafkasya" 15 Aralık'ta ilk bölümüyle ekrana gelecek. Büyük Sürgün, 1944 yılında Sovyetler Birliği lideri Stalin'in emriyle sürgün edilen Ahıska Türklerinin trajik hikâyesini anlatıyor.  
Büyük Sürgün, 1944 yılında Sovyetler Birliği lideri Stalin'in emriyle sürgün edilen Ahıska Türklerinin trajik hikayesini anlatıyor. Yaşadıkları topraklardan sürgün edilen binlerce insanın sahipsiz unutulmuş bir halkın yürek burkan hikayesi Büyük Sürgün Kafkasya 15 Aralık'tan itibaren sadece dört bölüm olarak TRT1 ekranlarında yayınlanacak.
Fırat Sünel'in 'Salkım Söğütlerin Gölgesinde' ve Gürsel Balcı'nın 'Sınırdaki Sır' adlı romanlarından serbest olarak uyarlanan dizinin senaryosu Ali Can Yaraş ve Özge Efendioğlu tarafından kaleme alındı. Çekimleri Makedonya'da gerçekleşen Büyük Sürgün Kafkasya, Ahıska Türklerinin trajik hikâyesini seyircisiyle buluşturacak.  Büyük Sürgün Kafkasya 15 Aralık'ta yayınlanmaya başlayacak!
Irak Türkmen Boyları Kitabı Çıktı
B
u haftaki kitabımız Ötüken Yayınları’ndan. “Irak Türkmen Boyları” isimli eserin yazarı, kendisi de bir Irak Türkmeni olan Kerküklü Prof. Dr. Suphi Saatçi.
Suphi Bey için Kerküklü dediysek de ülkemizin önde gelen ilim adamlarındandır.
Mimar Sinan ve Osmanlı mimarlığının klasik çağı, şehir ve medeniyet, geleneksel Türk evi üzerine araştırmaları yanı sıra Irak Türkmenleri üzerine çeşitli sahalarda yazılmış 14 eseri bulunmaktadır.
Halen Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölüm başkanlığını yürütmektedir.
“Irak Türkmen Boyları” isimli eserde; Irak’taki Türkmen yerleşim merkezlerinde önce yaşayan boyları, oymakları, aşiret ve aileleri, sonra da Türkmenlerin yerleşim merkezlerinin tanıtılması amaçlanmış.
Böylece irili ufaklı Türkmen şehir ve kasabalarının monografik kimlikleri ortaya konulmaya çalışılmış.
Eserin mihenk taşını şu ifadeler oluşturmakta.
“Uzun yıllara dayanan bu araştırma, bilimsel verilen üzerine oturtulmuş, belge ve kaynaklar titizlikle değerlendirilmiş ve bölgenin fotoğrafı abartısız bir biçimde sunulmuş.
Küçülen dünyadaki uluslararası ilişkiler ve politik mücadeleler, uzak yakın komşuların hem doğal hem de beşeri coğrafyalarını doğru tanımakla başlar.
Komşu ülkelerin dillerine ve medyasına bu denli yabancılaşan bir ülke, bu komşularla birlikte geleceğini nasıl inşa edebilir?
Bin yıldan fazla aynı kaderi paylaşan ülkelerin, sorunlarını üçüncü bir dille anlaşarak çözmeleri kolay olabilir mi?
Irak ve Suriye’yi Arapçayla, İran’ı Farsçayla okumaksızın, başka bir dille dostluk ilişkileri, ticari alış veriş yapılması sanıldığı kadar kolay değildir”.
Evet, İngilizceye yüklendiğimiz kadar komşularımızın diline önem verebilseydik, belki bugün en azından halklar arasında daha büyük bir kaynaşmaya sebep olabilirdik.
Lakin öve öve bitiremediğimiz ve çağdaşlaştığımızı zannederek, çağdışı kaldığımız “dil devrimi” yüzünden, bırakın komşu ülkelerle iş birliğini, aile fertlerimiz arasındaki uçurumları hala kapatamıyoruz. Neyse, bu yara derin, kitaba dönelim.
Suphi Saatçi, komşu ülkelerin dillerine bu denli yabancılaşmamız üzerine sözlerini şöyle sürdürmekte.
“Bu gerçekleri hesaba katarak yıllardır üzerinde çalıştığımız Irak Türkmen coğrafyasının; coğrafi, beşeri, sosyal ve etnik yapısını, boy ve oymaklarını, mezhebi ve kültürel yapılarını doğru bilmek, bölgeye bakışımızı etkileyecek, düşünüş tarzımızı ve yorumlarımızı daha sağlıklı kılacak ve hiç kuşkusuz, elimizi daha da güçlendirecektir.
Irak’ın vatandaşı olan Türkmenler, kendi topraklarında insanca yaşamak istiyorlar. Bu onların en doğal ve en demokratik haklarıdır.
Bugüne kadar bağlı bulundukları siyasi otoriteye başkaldırmamış, silaha sarılıp devlete karşı isyan etmemiş olan Türkmenler, ne yazık ki, hak etmedikleri zulme, baskıya, asimilasyon ve soykırımlara maruz kalmışlardır.
Türkmenleri tanımak isteyenler, bu eserle sağlıklı bir yol haritasına sahip olacaklardır”.
(Hüseyin Öztürk)
Yörükler İçin Eğitim Seferberliği Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından yaptırılan Makedonya'nın Merkez Jupa beldesine bağlı Dılgaş köyündeki Necati Zekeriya İlköğretim Okulu'nun yeni binası törenle hizmete açıldı. 
Okulun açılışına TİKA Başkan Yardımcısı Ali Maskan, Debre Belediye Başkanı Ruzhdi Luta, Merkez Jupa Belediye Başkanı Ariyan İbrahim, Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü İsmail Kocayusufoğlu, köy halkı ve diğer davetliler katıldı.
TİKA Başkan Yardımcısı Maskan, burada yaptığı konuşmada, bölge halkı gibi kendisininde yörük olduğunu belirterek, yöre halkından vatanlarını terk etmemelerini istedi. Maskan, okulun yeni binasında eğitim görecek öğrencilere de başarılı bir eğitim hayatı diledi. Merkez Jupa Belediye Başkanı İbrahim de desteklerinden dolayı TİKA'ya ve Türkiye'ye teşekkür ederek:
"Allah bizi Türkiye'siz ve TİKA'sız bırakmasın. Kuvvetli bir Türkiye varsa, biz de güvenli bir şekilde burada yaşayabiliriz. Maddi destek olmasa bile manevi destekleri bizim için çok önemli" dedi. 
Makedonya'nın güneybatısındaki Merkez Jupa, ülkedeki iki Türk belediyeden biri. Belediye sınırları içerisinde bulunan Dılgaş köyü ise 300 nüfuslu bir Yörük köyü.
Türkmenler Hürriyetinin 24. Yılını Kutladı 27 Ekim 1991’de hürriyetini kazanan Türkmenistan’da, bağımsızlığın 24. yıl dönümü törenlerle kutlandı.Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla 27 Ekim 1991’de yapılan referandumla hürriyet kararı alanTürkmenler, 24. yıl dönümü kutlamalarını Aşkabat Stadyumu‘nda yaptı.

Devlet Başkanı Gurbangulu Berdimuhamedov‘un gelmesiyle başlayan törenlerde,mahalli kıyafetli gençler çeşitli gösteriler sundu.

Ahal Teke atlarıyla yapılan gösteriler, stadyumu dolduranlarca beğeniyle seyredildi. Törenlerde daha sonra askeri geçit yapıldı. Türkmenistan silahlı kuvvetlerinin envanterindeki silah ve araçlar sergilendi.

Türkmenistan milli marşının okunduğu ve ülke bayrağının göndere çekildiği törende, savaş uçaklarıyla yapılan gösteriler, seyredenlerin adeta nefesini kesti.

Türkmenlerin, müstekilliği anlamına gelen “Garaşsızlık” ismini verdikleri kutlamalar, Aşkabat Hipodromu‘nda yapılan Ahal Teke atlarının yarışlarıyla tamamlandı.
Bakan Yalçın Topçu da Türkmenistan'da 
Türkmenistan’ın hürriyeti günü töreninde, Türkiye’yi Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu başkanlığındaki,  TRT Genel Müdürü Şenol Göka‘nın da bulunduğu heyet temsil etti.

Topçu, temasları kapsamında Devlet Başkanı Berdimuhamedov tarafından kabul edildi. Görüşmede, Sultan Alparslan’ın mezarının bulunması için yapılan çalışmaların desteklenmesi benimsendi.

Bakan Topçu, Türkmenistan Bakanlar Kurulu Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Sapardurdu Toyluyev, Kültür ve Medyadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Maysa Yazmuhammedova ve Kültür Bakanı Annageldi Garacayev’la da bir araya geldi.

TİKA Hayırlı Hizmetlere Devam Ediyor Azerbaycan'daki 12 Bin El Yazması Eser Koruma Altına Alındı
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Azerbaycan’da kültürel eserlerin korunmasına yönelik çalışmalara destek oluyor. Bu amaçla, TİKA desteğiyle Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kütüphanesi uzmanlarından oluşan heyet, Azerbaycan’da çalışmalara başladı. Kafkas Müslümanları İdaresi ve Bakü İslam Üniversitesi’nin kütüphanelerinde bulunan toplam 3.752 adet eserin kataloğunun çıkarılması, restore edilmesi, dijital ortama aktarılması ve kütüphane çalışanlarının eğitilmesi için Türkiye’den giden uzmanlar incelemelerde bulundu. 
Bahaeddin Veled Medresesi İhya Ediliyor Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, yaklaşık 20 yıldır iç savaşın hüküm sürdüğü Afganistan’da faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. Mevlana Celalettin Rumi’nin babası Sultanul Ulema Bahaeddin Veled’in ders verdiği Belh’te bulunan medresenin restorasyonu ve yıkılmış bölümlerin yeniden inşası çalışmaları devam ediyor. 
Osmanlı Belgelerinde Azerbaycan Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB), “bir millet iki devlet” olarak anılan Türkiye - Azerbaycan münasebetlerinin tarihi derinliklerine ışık tutan “Osmanlı Belgelerinde Azerbaycan” adlı kitabı yayın hayatına kazandırdı.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan orijinal belgeler değerlendirilerek oluşturulan ve iki ülke arasındaki tarihi münasebeti belgeler ışığında ortaya koymayı gaye edinen kitap, orijinal belge görüntüleri, metinler, tarihi haritalar ile Azerbaycan üzerinde çalışan yerli ve yabancı araştırmacılara, her iki ülke entelektüellerine kaynak teşkil edecek bir eserdir.

Söz konusu kitapta iki devlet arasındaki tarihi süreç, “Safeviler Öncesinde Azerbaycan, Safeviler ve Nadir Şah Döneminde Azerbaycan, Azerbaycan’da Hanlıklar Dönemi, Rusların Kafkaslardaki Varlığı ve Azerbaycan’ın Durumu, Bolşevik İhtilali ve Azerbaycan’ın hürriyet Serüveni, Azerbaycan’da Sovyet Yönetimi, Azerbaycan’ın Hürriyeti” adı altında ana bölümler halinde ele alınmakta; 
Azerbaycan Tarihi ile ilgili detaylı bilgilerin verildiği Giriş kısmından sonra Osmanlı arşiv vesikalarının genel bir değerlendirmesi yapılarak, kitabın aslını oluşturan belgelerin görüntüsü, transkripti ve özetleri verilmektedir
Hoca Ahmet Yesevi dünyaya tanıtılıyor A hmet Yesevi Üniversitesi, tarihte bilinen ilk büyük Türk mutasavvıfı olan Ahmet Yesevi'nin hayatı, eserleri, menkıbeleri ve hikmetlerinin yer aldığı “Ahmet Yesevi” isimli eseri yayınladı.

Prof. Dr. Necdet Tosun'un editörlüğünü yaptığı eserde Hoca Ahmet Yesevi'nin Divan-ı Hikmet'inde önemli görülen 123 adet hikmet seçilerek aralarında Kazak Türkçesi, Rusça ve İngilizcenin de bulunduğu birçok dile çevrildi. Hikmetlerin Arap harfli yazımı, Latin harfli okunuşu, sadeleştirme ve tercümeleri birlikte verildi.

Hazret-i Piri Türkistan olarak da bilinen Hoca Ahmet Yesevi'nin dünyaya tanıtılması amacı taşıyan eserde, hat ve minyatür sanatları da kullanıldı. Hoca Ahmet Yesevi, Türk dünyasında hem İslamiyet'in yayılmasında hem de ahlak ve maneviyatın kökleşmesinde önemli katkıları olan önemli bir âlimdir. Anadolu'da Ahi Evran, Hacı Bektaş, Mevlana, Taptuk Emre, Yunus Emre gibi veliler onun yolundan yürümüşler ve Türk dilini, edebiyatını, kültürünü özellikle İslam dinini doğru olarak gelecek nesillere aktarmışlardır.

Sade bir Türkçe ile Halkın anlayacağı, sohbet tarzındaki Hikmet adlı şiirleri, Çin´den, Anadolu'ya kadar yayılıp, Türk Milletine manevi ışık olmuştur. Ahmet Yesevi hazretleri Hicri 590 (1194) de Yesi (Türkistan) şehrinde vefat etmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırım Tatarları Milli Lideri Kırımoğlu'nu Kabul Etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırım Tatarları Milli Lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı, yaklaşık 1 saat 20 dakika sürdü.




625 yıl sonra Kosova Sokaklarında Mehter Marşı Kosova'nın tek Türk belediyesi olan Mamuşa'da, Düzce Belediyesi Mehter Takımı'nın Mamuşa sokaklarından geçerek gerçekleştirmiş olduğu gösteri büyük ilgi gördü. Osmanlı'nın Balkanlara girişinden 625 yıl sonra Düzce Belediyesi Mehter Takımı Mehter Marşını ilk defa Kosova sokaklarında çaldı.

Mamuşa Belediyesi tarafından bu yıl 7'ncisi düzenlenen Uluslararası Domates Festivali'ne Kosova, Batı Trakya, Türkiye'den çok sayıda belediye başkanının yanı sıra Balkanların birçok ülkesinden davetli katıldı. Festivalde ayrıca bu yıl 2'nci defa verilen Türk Dünyası Hizmet ödülleri de sahiplerine dağıtıldı. Ödül töreni gecesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özel doktoru Prof.Dr. Cevdet Erdöl, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, Borçalı Türkleri Lideri Zelimhan Memmedli ve İskeçe Müftüsü Ahmet Mete gibi isimler Türk Dünyası Hizmet Ödülleri'ne layık görüldü.

Kosova'nın tek Türk belediyesi olan Mamuşa Belediyesi tarafından bu yıl 7'ncisi geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası Domates Festivali bin kişinin katıldığı akşam yemeğiyle başladı. Yemeği ardından Düzce Belediyesi Mehter Takımı, Mamuşa merkezinde geçiş töreni düzenledi. 7 yıldır geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası Domates Festivali kapsamında bu yıl 2'nci defa dağıtılan Türk Dünyası Hizmet Ödülleri, Kosova, Batı Trakya, Türkiye yanı sıra Makedonya'da yaşayan Türk soydaşlara verildi. Geceye Türkiye'den katılan dernek temsilcilerinin gösterisi büyük ilgi gördü.

'Osmanlı'nın Savaş Esirleri' İngiltere Parlamentosu'nda
1. Dünya Savaşında Osmanlı cephelerindeki esirlere ait orijinal fotoğrafların ve belgelerin yer aldığı sergi bugün İngiltere Parlamentosu'nda açıldı.
Londra Yunus Emre Enstitüsü Merkezi, ünlü koleksiyoncu ve araştırmacı Kemal Giray'ın zengin arşivinden derlediği orijinal belgelerden oluşan bir sergi açılışına imza atıyor. 1. Dünya Savaşı süresince Osmanlı cephelerinde esir düşen askerlerin hikâyelerine ışık tutan “Passed by Censor: POWs in the Great War on the Ottoman Front” isimli sergi; Enfield Southgate Milletvekili David Burrowes'un ev sahipliğinde bugün açıldı. Filatelik malzemelerin yanı sıra mektuplar, kartpostallar, fotoğraflar ve esirlerin hayatlarından izler taşıyan çeşitli orijinal belgelerden oluşan serginin adı, belgelerin sansür heyetleri tarafından üzerlerine vurulan mühürlerden hareketle “Passed by Censor” olarak seçildi.
13-17 Temmuz tarihleri arasında İngiltere Parlamentosu Upper Waiting Hall'de gösterilecek sergi Parlamentodan sonra 21-31 Temmuz tarihleri arasında Londra Yunus Emre Enstitüsünde ziyarete açık olacak. Küratörlüğünü Fahri Aral'ın, tasarımını ise Sadık Karamustafa ve Ayşe Karamustafa'nın yaptığı sergide, esir kamplarındaki gündelik hayata ve savaşın insan ruhunda bıraktığı izlere dair kesitler sunuluyor. Yunus Emre Enstitüsünün 1. Dünya Savaşı'nın 100 yıllık tarihini “100 Yıllık Barış” vurgusuyla andığı etkinlikler kapsamında düzenlenen serginin farklı ülkelerdeki Yunus Emre Enstitülerinde de gösterilmesi planlanıyor.
Eğitimde Türkiye Kazakistan İş Birliği
Üniversiteler arasında düzenlenen iş birliği çerçevesinde Kazakistan'dan yirmi üniversiteyi temsilen, rektör ve rektör yardımcılarından oluşan bir üniversite grubu İstanbul'a geldi. Yirmi üniversiteyi temsilen gelen hoca ve yöneticilerden oluşan grup ile karşılıklı olarak iş birliği yapabilecek alanlar, bunlarla ilgili projeler, araştırma çalışmaları, öğrenci ve öğretim görevlisi değişimleri gibi konular üzerinde çalışmalar yapılacak.
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi ev sahipliğinde yapılacak çalışmalarda Türkiye'nin Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile çok öteden beri süregelen ilişkilerinde, eğitim yönünden özellikle öğrencilerin ve öğretim görevlilerinin arasındaki bağın güçlenmesi sağlanacak. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu: ''Ülkemiz ile Orta Asya Türk Devletleri arasındaki ilişkinin gelişmesi açısından üniversitelerin bireysel olarak bu çabanın içerisine girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktadan hareketle biz de İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi olarak onları İstanbul'a davet ettik.Yirmi üniversiteyi temsilen gelen hoca ve yöneticilerden oluşan grup ile karşılıklı olarak iş birliği yapabileceğimiz alanlar, araştırma çalışmaları, öğrenci ve öğretim görevlisi değişimleri gibi konular üzerinde konuşuyoruz. Biz de Kazakistan'a giderek temaslarımızı daha da derinleştireceğiz. Buradan doğacak bir sinerjinin, birlikte üretilecek bir değerin dünya bilim havuzuna önemli katkılar sunmasını diliyoruz'' diye konuştu.
Hoca Ahmed Yesevi'nin Kitabı 5 Dilde Yayınlandı
Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı tarafından başlatılan projeye, Prof. Dr. Necdet Tosun'un editörlüğünde hazırlanan, Ahmed Yesevî'nin hayatı, eserleri, menkıbeleri ve hikmetlerinin yer aldığı "Ahmed Yesevî" isimli eser yayınlandı.
Prof. Dr. Necdet Tosun, eserin ön sözünde şu ifadelere yer verdi:
"12. yüzyılda Orta Asya'da yaşamış olan Hoca Ahmed Yesevi, hem İslamiyet'in yayılmasında, hem de ahlak ve maneviyatın kökleşmesinde önemli katkıları olmuş, ayrıca söylendiği hikmet tarzı şiirlerle Türk dili ve edebiyatına önemli hizmetleri geçmiş bir âlim, mutasavvıf ve şairdir. 
Yesevi'nin gönül dünyasını günümüze taşıyan bu şiirler, Doğu Türkçesi yazı dili geleneği içerisinde, Çağatay Türkçesiyle kaleme alındığı için günümüzde rahatça anlaşılamamaktadır. Bu şiirlerin hem çağdaş Türk lehçelerine hem de İngilizce ve Rusça gibi dünyada yaygın konuşulan dillere çevrilerek insanlığın istifadesine sunulması önemli bir ihtiyaçtı. Bu ihtiyacı kısmen de olsa karşılamak için Divan-ı Hikmet'ten önemli gördüğümüz hikmetler seçilmiş ve Türkiye Türkçesi, Kazak Türkçesi, Arapça, Rusça ve İngilizce'ye çevrilerek birçok kişinin okuyup anlayarak istifade edebileceği bir seçmeler mecmuası meydana getirilmiştir. 
Esasen Ahmed Yesevi gibi bir değerimizin şimdiye kadar farklı dillere çevrilip dünyaya yeterince tanıtılamamış olması bir kayıp idi. farklı dillere tercümeleri, hat ve minyatürleriyle hem ilim hem de sanat eseri olan bu çalışma, Ahmed Yesevi'nin dünyaya tanıtılması konusunda da önemli bir katı olacaktır."
Eserde Dîvân-ı Hikmet'ten 123 adet Hikmet, Hiktmetlerin Arap harfli yazımı, Latin harfli okunuşu, sadeleştirme ve tercümeleri eserde bir arada yer alıyor. 
Çerkezler Atalarını Yadettiler
Çerkezler, 21 Mayıs 1864 yılında zorla göç ettirilen ve yaklaşık 500 bin insanın hayatını kaybettiği Büyük Çerkez Sürgünü'nün 151'inci yılında, mecburi göç esnasında hayatlarını kaybeden atalarını Kocaeli'nde yadettiler. 
Geçtiğimiz yıllarda yapılan merasimlere oranla bu yıl katılım yüksek oldu. Çerkezler atalarının ilk karayla buluştukları Kocaeli'nin Kandıra ilçesine bağlı Kefken Babalı köyü sahilinde merasim yaptı. Merasimde protokol üyelerinin gelmesiyle birlikte başlayan kortej yürüyüşünün ardından, denize karanfiller ve çelenk bırakıldı. Daha sonra sahilde toplananlar büyük sürgünde hayatını kaybedenler için dualar okudu. 
Çerkezlerin kendi dillerinde yaptıkları konuşmaların ardından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, "Çerkezler çok büyük acılar yaşadı ama onurlarından asla vazgeçmediler. Şeyh Şamil'in torunları onurlarıyla yaşadı. 300 yıllık mücadelede hayatını yitirenlere rahmet diliyorum. Birlik ve beraberliğimizi bozmadan bu vatanı ilelebet savunmalıyız. Milli şuur ortak tarihe sahip çıkmakla olur. Karadeniz 500 bin canımızı almış olabilir ama sizler onurlarınızla yaşıyorsunuz."dedi.
Dombra ile Türk Dünyasının Bağları Sağlamlaştı
Türkiye’de, “Dombra” şarkısıyla ünlenen ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı da verilen Kazak Sanatçı Sultanbekov, şarkının Türk Dünyasının bağlarını sağlamlaştırdığını söyledi. Sultanbekov, Orta Asya’nın zor şartlar altında geçen bir kış günü eve gittiğinde, dinlenmek için domrayı eline aldığını ifade etti. O an içinden gelenleri söze döktüğünü belirten Sultanbekov, “Küçük bir şarkıydı. Benim için 20 dakikalık bir çalışmaydı” diye konuştu. Dünyanın, Nogay Türklerini “Dombra” şarkısıyla tanıdığını belirten Sultanbekov, “Domra şarkısı Türk dünyasının bağlarını da sağlamlaştırdı. Türkçe, Kırımca ve Kazakça bir konser vermek için çalışmalara başladım” diye konuştu. Liderlerin “Dombra” şarkısından duyduğu memnuniyetle onurlandığını dile getiren Sultanbekov, Türk dünyasına sanat çalışmalarıyla hizmet vermeye devam edeceğini söyledi. Kuzey Kafkasya kökenli Nogay Türklerinden olan 50 yaşındaki söz yazarı ve besteci Sultanbekov, “Rusya etkisinin ardından çocukken annemin uyumadan önce bizlere öğrettiği, surelerle namaza başlamıştım. Bir gün dua esnasında Allah’a, ‘Nogay kültürü için çalışacağım’ diye söz verdim. 15 ve 16. Yüzyıla ait Nogay kültürünü en iyi müzikle yaşatmak istedim. Var olan sorunların kültürle sanatla ortadan kaldırılabileceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
Kırım Kan Ağlıyor Moskova Yalan Söylüyor Kırım’ın kanunsuz işgali bir yılını aştı. Peki bu arada Kırımlı kardeşlerimiz için ne değişti? Vaziyet iyiye mi, kötüye mi gidiyor? Bütün bunları KTKD (Kırım Türkleri Dayanışma Derneği) İstanbul Başkanı Celal İçten’e soruyoruz. Bize içtenlikle anlatıyor:

 “Ukrayna’nın askeri gücü de ekonomik gücü de yoktu. Dağılımın ardından Ruslar ağır silahları alıp götürmüşlerdi, korunmasızdılar. Nasıl Karabağ krizinde Azerilerin eli kolu bağlıysa, Ukrayna da aynı durumdaydı. Ruslar Sivastopol’dan, Akyar’dan girdiler, ardından takviyeler geldi. Her ne kadar bunlara milis dense de apoletsiz donanma askeriydiler aslında. Putin, dünyayı oyalayacağını oldubittiye getireceğini zannetti. Ama Batı saf değil. Nitekim ABD, AB ve ingiltere yaptırımlara girdi. Petrol fiyatlarıyla oynayıp Rubleyi pul yaptılar.

 Eğer Türkiye ne kadar güçlü olursa Orta Asya’da, Balkanlar’da, Kıbrıs’da, Orta Doğu’da ve Kırım’daki kardeşlerimiz o kadar rahat uyurlar. Hükümet farklı davranabilirdi, Putin’in Türkiye ziyareti fırsata çevrilebilirdi. Petrol anlaşmalarında Kırım da mevzu edilebilirdi pekala. Biz ayak bağı olmayız, sadece kendi haklarımızın peşindeyiz. BM’e göre “yerli ve kökenli” halkız, Ruslardan evvel biz vardık orada. Kırım’da muhatap alınmak zorundayız, her ne kadar nüfusun %14’ü olsak da.

Referandum Kandırmaca

 Düşünün, militanlar sokaklarda sandık gezdirerek referandum yaptılar, buna rağmen katılım %32. onlara sorarsanız Kırım’ın yarısı Rus. Demek ki Ruslar da Putin’den hazzetmiyor. Bu oylamanın bir manası yok, çünkü dünya tanımıyor. Biz de tanımadık, katılmadık. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yanaydık, işgale ilhaka karşı olduğumuzu haykırdık.

 Ukrayna’da baskı görmüyorduk, seyahat hürriyetimiz vardı, miting yapabiliyorduk. Artık “18 Mayıs Sürgün” günlerini anmamıza yasak geldi.

 Müftü efendiyi de baskı altına aldılar, Kazan’dan getirdikleri din adamlarıyla alternatif bir müftülük kurdular. Onlar da iyi insanlar olabilir ama yapacakları bir şey yok. Neticede Putin’in memuru, uymak zorunda ona. Yıllardır Yunanista’da, Bulgaristan’da oynanan oyunları biliyorsunuz, şimdi aynısını yaşıyoruz Kırım’da. 

 Ruslar oylama öncesi neler vadettiler neler? Güya Tatarlar kendi dilinde eğitim görecek, parlamentoda temsil edilecek, milli mektepler açılacaktı. Aksine camileri basıyor, ilmihalleri, cüzleri, elifbaları topluyorlar. Ders kitaplarına İncil’den pasajlar koyuyor, Kur’an-ı kerimlere yasak yayın muamelesi yapıyorlar. Diyanetin 30’a yakın imamı vardı, oturum ve çalışma izinlerini iptal edip geri yolladılar. Biz bilhassa onları istiyoruz çünkü Hanefiyiz, Maturidiyiz. Diyanet çekilirse boşluğu selefiler vehabiler doldurur, onları da biliyorsunuz girdikleri yeri karıştırıyorlar.

Ambargo Delinmesin!

 Türkiye Rusya ticareti haliyle azalacak, hesaplar bankalarda donduruldu zira. Mal versen de paranı alamazsın bu saatten sonra. Bütün dünya tavır almışken, Türkiye ambargoya karşı duramaz. 

 Moskova sıkışırsa geri adım atar. Afganistan’da yaşananları biliyorsunuz koca SSCB dağıldı bir anda. Gorbaçov ve Yeltsin, cini şişede tutamayacaklarını anladılar, Putin de anlayacak sonunda.

 Rusya’da demokrasi filan yok, Putin ile Medvedev münavebeli cumhurbaşkanı başbakan. Oyun oynuyorlar adeta. Ancak bu defa onları destekleyen iş adamları büyük zarar etti. Ruble eridi gitti. Ruslar da eskisi gibi değil, rahatlığa alıştılar, Akdeniz’e tatil yapmak, marka giyinmek istiyorlar. Doğu blokundan kaçanların nereye gittiğini gördük, koşa koşa sığındılar Batıya. Hani Berlin duvarı? Doğu Almanya kaldı mı ortada?

Stalin'in Yolunda

 Ukrayna yeni yeni millet oluyor. Snaypırlara rağmen meydanı boşaltmadılar. Rusya baktı gidiyor, neresinden koparırsam kar dedi, yüklendi Kırım’a. Sadece Ukrayna değil Litvanya, Polonya da tedirgin, Romanya, Bulgaristan ona keza. Dinyester’de Gagavuzya bölgesinde Rus askerleri gün be gün çoğalıyor. İnsanlar endişeli, fırtına öncesi sessizlik hüküm sürüyor. Ama Batı, yedirmemekte kararlı, yerli halklar da Moskova’ya mesafeli duruyor. Ayrılıkçı denilenlerin alayı Rus askeri. Talimliler, donanımlılar zırhlı araç da kullanıyor, roket de atabiliyorlar. 

 Biz 23 yıllık sürgünün ardından geri döndük yurdumuza. Ama kimseye “burasi bizim evimiz çık” demedik asla. Ha satın alanlar oldu o başka. Kırım Tatarları bir insanı evinden kovmanın acısını bilir. Kardeşlerimizin durumu zayıf çünkü sürgünün yaralarını saramadılar daha. Bir yandan ev ocak, bir yandan iş kurmak kolay olmuyor. Babam evinden hala kömür sobasını atmadı, yarın doğalgazı kesiverirler diye düşünüyor. Adamcağız 1919 doğumlu, neler yaşadı ki güvenmiyor Ruslara.

Silahlar Doğruldu

 Kırım’da 13 askeri üsten Akmescid ve Akyar haricindekiler atıl haldeydi. Şimdi sil baştan donattılar. Bırakın Türkiye’yi, İtalya’yı vurabilecek durumdalar. Devletimiz Kırımdaki kardeşlerimize insani yardım yapıyor, bunları inkar etmeyiz asla. Bizim kavga ile kazanacağımız bir şey yok. Mustafa Kırımoğlu akıllı uslu nesiller yetiştirmek istiyor. Eğer bir masum göz yaşı döküyorsak bunun adı mücadele olmaz, bir yere varamazsınız asla.

 Ruslar Kazan’da da baskıyı artırdılar. Tatar edebiyatı üzerine doktora yapanlara bile Rusça sunum şartı koydular. Yarın orada bir Rus cumhurbaşkanı olursa şaşma.

Kara Propaganda

 Kırım’da artık bir araya gelemiyoruz, çaşıtlar kulaklarını açmış ihbar ediyor. Mevlüt okunan evlere altından kalkılmaz para cezaları yazılıyor. Rusların propagandası güçlüdür malum, bir Tatar buluyor bütün Kırımlılar adına konuşturuyorlar. Şöyle rahatız, böyle mutluyuz filan.

 Maksadları nedir bilmem Türkiye’de bazı yazarlar Kırım’ı güllük gülüstanlık gösteriyor. Bunlar iğrenç şeyler, gelip sorsalar anlatırdık onlara. Televizyonlar da Kırım’ın işgalini es geçiyor, bile bile küllendiriyorlar. Eskiden Moskova’dan yana solcular oynardı, şimdi bir haller oldu sağcılara.

 Liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu yasaklı, yurduna giremiyor. Kırım Tatarlarına ait ATR TV kapandı, Meydan Radyosu kapandı, Kırım Haber Ajansı kapandı. Lale diye bir cocuk kanalı vardı onu da kapattılar. Masala bile tahammülleri yok. Bu nasıl özgürlük? Gelsin biri anlatsın bana.”
Sultan Alparslan'ın Türbesi Macan'da
Anadolu Kapılarını Türklere Açan Mühteşem Lider Malazgirt Fatihi Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan'ın türbesini ortaya çıkarmaya yönelik Türkmenistan'ın Merv şehrinde TİKA'nın başlattığı kazılarda önemli bulgulara rastlandı.
Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Merv şehrindeki türbesini ortaya çıkarmaya yönelik yürütülen kazı çalışmalarının eş başkanlarından Selçuk üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Fakültesi Üyesi Prof. Dr. Osman Eravşar, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov arasında "Sultan Alparslan'ın Kabrinin Bulunması ve Türbesinin İnşaası Projesi" protokolünün imzalandığını ve projenin, TİKA bünyesinde yürütüldüğünü söyledi. Sultan Alparslan'ın Türbesi için çalışmalara Merv'de yüzey araştırması yaparak başladıklarını anlatan Eravşar, Sultan'ın kabrinin nerede olduğuna dair Ortaçağ kaynaklarını incelediklerini, Sultan Sencer Türbesi yakınındaki Macan Cuma Camisi'nin etrafında dikkatli araştırmalar yaptıklarını bildirdi.
Heyecanlandıran Kitabe
Alandaki topografik özellikler ve yüzeydeki bulguları dikkate alarak, geçen mayıs ayında kazıya başladıklarını anlatan Eravşar, şu bilgileri verdi: "Macan Cuma Camisi alanının içerisinde dört farklı alan belirlendi. Türkmen bilim adamlarının önerdikleri bölgelerde vardı. Alanın güneydoğu kısmında daha fazla çalışmalar yapmaya başladık. çalışmalar sırasında bölgede çok önemli bir Selçuklu yapısına ait olduğunu düşündüğümüz çini ve mimari parçalar ele geçirildi. Bunların içerisinde bir kitabe parçası var ki bu bizi heyecanlandırdı. Ancak ne yazık kı kırılmış, tahrip olmuş. Çalışmalara başladığımız ilk günden itibaren doğru yerde olduğumuzu düşünüyoruz. Türbeyi doğru yerde arıyoruz. Çalışmalarda caminin zemin döşemelerini bulduk. Caminin içerisindeyiz ama neresindeyiz? Öncelikli Hedefimiz türbeyi bulmak. Önümüzdeki yıllarda bulacağımız diğer bulgularla eldeki bilgileri desteklersek, Alparslan'ın türbesine çok yaklaştığımızı söyleyebiliriz."
Uygur Türkleri Çin Zulmünden Türkiye'ye Kaçıyor
Etnik ve dini baskıya maruz kaldığını söyleyen yüzlerce Uygur Türkü doğduğu toprakları terk ediyor. Kaçışın boyutunu gösteren resmi bir rakam yok ancak son yıllarda sayının binleri bulduğu tahmin ediliyor. Yasadışı yollardan kaçanların çoğu aylarca süren, son derece tehlikeli bir yolculuğu göze alıyor. Açlıktan ve hastalıktan ölen bebekler, binlerce kilometre kat etmek zorunda kalan hamile kadınlar, sınırda yakalanıp öldürülen ya da Çin'e iade edilen edilen babalar kaçış yolculuğunun alışılmış görüntülerini oluşturuyor. 
Kaçak olarak girdikleri ülkelerdeki hapishanelerdeki kötü şartlardan dolayı hastalanıp ölenler, güzergahta bulunan ülkelerde kiraladıkları evde yakalanmamak için için bir yıl boyunca dışarı çıkamayanlar, gruplar halinde götürüldükleri için eşini veya bir başka yakının bir sonraki kafileye bırakıp bir daha bu kişilerden haber alamayanlar... Her birinin hikayesi ayrı insanın yüreğini sızlatıyor.
Tek Hedef Türkiye
El Cezire'nin haberine göre tehlikeli yolculuğun tek bir hedefi var; özgürlüğe ve Türkiye'ye ulaşmak. İşsizlik ve ekonomik sıkıntılardan yakınan, İslama uygun yaşamanın "siyasi suçlu" olmalarına sebep olduğunu savunan Uygur Türkleri, çocuk kotası sebebiyle de bebeklerini devletten saklayarak büyütüyor. Çin yönetiminin bölgeye Han Çinli nüfüsu yerleştirerek asilmilasyon politikası uyguladığını belirten Uygurlar, her geçen gün gelişen bölgede yeni açılan fabrikalara kendilerinin değil, Han Çinlilerinin işe alındığını söylüyor. Çin, 1990'larda Uygur nüfusunu 8 milyon olarak gösterdi. Uygurlar ise kendi nüfuslarının 20-30 milyon olduğunu iddia ediyor. 
Dede Korkut Kitabı Yeniden Basıldı Dede Korkut Kitabı ilk defa orijinal nüshalarına sadık kalınarak yeniden basıldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği(TOBB) tarafından yayına hazırlanan kitap sadece iki orijinal nüshasının bulunduğu Vatikan ve Dresden’deki yazma örneklerindekinden yola çıkılarak hazırlandı. Dede Korkut Kitabı’nın editörü Hasan Erbay bin 492 sayfadan oluşan eserin on üç aylık bir çalışmanın ürünü olduğunu söyledi. Vatikan ve Dresden’teki yazma örneklerinin tıpkıbasımı olan kitapta yer alan 20 minyatür 18 sanatçı çizildi. İlk özgün baskı TOBB tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edildi. İleriyi anlamak için oku “Dede Korkut’u okumadan Türk’ü anlamak mümkün değildir. Pembe İncili Kaftan’dan haberi olmayan bir Dış İşleri mensubu, bu aziz milletin karakterini ne kadar temsil ediyorsa, Dede Korkut’u okumadan üzerine düşünmeyen tartışmayanlarında Türk karakterinin ne olduğunu anlaması mümkün değildir” diyen Dede Korkut Kitabı’nın editörü Hasan Erbay, “Geriye dönmek için değil ama ileriye akmak için tarihe bakmak ve yeniden yenilenmek zorundayız. Dede Korkut bunun için iyi bir başlangıç" dedi.
Türkmenistan Devlet Başkanı Türkiye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan gezisinin ardından ayağının tozuyla, resmi ziyaret için Ankara'ya gelen Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov'u ağırladı. Erdoğan, Beştepe Sarayı'nda Berdimuhamedov'u makam aracından inişinde karşıladı. Törenin ardından iki lider baş başa görüşmenin ardından heyetler arası görüşmelere başkanlık etti, ortak basın toplantısı düzenledi. 
Erdoğan Türkmen Liderine şöyle seslendi: Kadirli Doğanım
Berdimuhamedov'a “Kadirli doğanım, değerli dostum” diye hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde Türkmen gazının Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına taşınmasına yönelik fikir teatisinde bulunduk. Vizyonlarının aynı olduğunu bir kez daha müşahede ettik” dedi. Berdimuhamedov ise “Geçen yıl ticaret hacmimizde yüzde 26'ya varan bir artış meydana geldi. Bu çok sevindirici” ifadesini kullandı. 
Mehter Marşıyla Türbe Nakli
Suriye'de bulunan Süleyman Şah Türbesi, mehter marşıyla, al yıldızlı bayrağımız inmeden, Suriye-Eşme'deki yeni yerine nakledildi.
-Havanın kararması ile operasyon başladı. 80'i Özel Kuvvetler'den olmak üzere yaklaşık 650 asker, operasyona katıldı. -Askeri birlikler, hem Mürşitpınar Sınır Kapısı'ndan hem de önceden belirlenen 2 ayrı noktadan Suriye topraklarına girdi. -Savaş uçakları ve askerî helikopterler sürekli uçuş yaptı ve güvenliği sağladı. Aynı zamanda İnsansız Hava Araçları'ndan da görüntü alındı. -Operasyon sırasında sınırın iki tarafı olan Mürşitpınar ve Kobani'de tüm sinyaller kesildi; telefonlar sustu. -Operasyon öncesi sınırdaki karakolda uzun süre mehter marşı çaldı. 

İmamlara Dans Zulmü  Çin devleti, Uygur Türklerine uyguladığı baskılara her gün yenilerini ekliyor. Çin İşgal yönetimi, Doğu Türkistan'ın Urumçi şehrindeki bütün camilerde görevli imamlar bir meydana toplayarak, zorla dans ettirirken öğretmenlere de çocukları dinden uzak tutma yemini ettirdi. Komünist yöneticiler üniversite öğrencilerinin önünde zorla dans ettirdikleri imamlara "ülke barışı gönüllere huzur veriyor" sloganları da attırdı. Uygur memurlar ise baskı altında "Maaşımızı Allah değil Çin Komünist Partisi veriyor" diye bağırmak zorunda kaldı.
Şehitler Hiyabanı karanfillerle süslendi
Azerbaycan'da, 1990 yılında yaşanan ve tarihe “Kanlı Ocak” olarak geçen “20 Ocak Katliamı”nın 25. yılı anma törenleri için hazırlıklar son safhaya geldi.Bakü Şehitler Hiyabanı ve çevresi, katliamın kurbanlarının sembolü haline gelen kırmızı karanfillerle süslendi. Törenler için hazırlık çalışmaları sürerken, öğretmenleri eşliğinde gelen çocuklar da mezarlara karanfiller bıraktı. Azerbaycan'ın yurt dışındaki temsilcilikleri de konuya yönelik etkinlikler düzenleyecek ve bulundukları ülkelerin kamuoyunu bilgilendirecek. 20 Ocak'taki törene Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve diğer üst düzey yetkililer de katılacak. Azerbaycanlılar, 1990 yılının başlarında Ermenilerin artan toprak taleplerine ve Sovyet yönetimine tepkilerini göstermek için Bakü'nün Azadlık Meydanı'nda uzun süreli mitingler düzenledi. Sovyet ordusu, 20 Ocak'ta Bakü'ye girerek aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 150'ye yakın sivili katletti. Saldırıda yüzlerce kişi de yaralandı.
Cumhurbaşkanlığı Sarayında 16 Türk devleti Temsil Edildi Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı, çeşitli dönemlerinde tarih sahnesinde yer alan 16 Türk devletinin askerlerini giysileriyle temsil eden uygulamayı, Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki resmi karşılama törenlerinde kullanmaya devam edecek.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayının bando, tören taburu gibi unsurlarına 16 Türk devletinin askerlerini temsil eden askerler de eklendi.Yeni proje, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dahilinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı tarafından gerçekleştirildi.
Muhafız Alayına mensup 16 askerin, resmi karşılama törenlerine, Cumhurbaşkanlığı forsunda yıldızlarla simgelenmiş durumdaki Türk devletlerinin askerlerinin giysileriyle katılmaları bundan sonraki resmi karşılamalarda da sürecek.

Törene, temsil ettikleri devletin askerlerin üniformalarıyla iştirak eden 16 muhafızın nerede ve nasıl duracakları konusunda kesin bir kural bulunmuyor. Farklı planlamalarla tören alanında farklı biçimde konumlandırılmaları da mümkün olacak.
Seyyid Ahmed Arvasi Yâdedildi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bağcılar İlçe Başkanlığı, “Vefatının 26. yılında Seyyid Ahmed Arvâsi'yi Anlamak” konulu bir program düzenledi. 
MHP Bağcılar İlçe Başkanlığı Konferans Salonunda düzenlenen toplantının açılış konuşmasını MHP Bağcılar İlçe Başkan Vekili Mehmet Demir yaptı. Ardından Dr. Yusuf Gedikli, Arvasi'nin fikir adamlığı üzerinde durdu. Daha sonra programda konuşan gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur, Arvasi'nin hayatı ve eserlerinden kısaca bahsettikten sonra bazı görüşleri hakkında bilgiler verdi. 
Ahmet Arvasi'ye göre, insanın hayatında ilmin, güzel sanatların ve dinin çok önemli yeri olduğunu anlatan Onur, kültür ve medeniyetlerin bunlarsız olamayacağını belirtti. Onur sözlerini şöyle sürdürdü: “Yani ilim sahası ilimsiz, estetik sahası güzel sanatsız ve din sahası dinsiz kalamaz. Bu sahalar ihmal edilemez. İhmal edilirse saha boş kalmaz ama soysuzlaşır. İlmin yerini 'şarlatanlık', güzel sanatların yerini 'iptidailik ve çirkinlik', dinin yerini 'istismar ve boş inançlar' doldurur. Böylece fert ve cemiyetler çöker. Arvasi Hoca, Allah'ın insanlara ilim vermek sureti ile onların derecelerini artırdığını belirtmektedir.” 
Ahmet Arvasi'ye göre, insan hayatında; ilmin, güzel sanatların ve dinin çok önemli yeri var. Kültür ve medeniyetlerin gelişimi bunlarsız olamaz.
Ata Yurduna Türkiye Damgası Türk tarihinin en eski yazılı belgelerinin bulunduğu Tonyukuk Abidesi'ne daha kolay ulaşılabilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla başlayan yol çalışması tamamlandı.

Moğolistan'da bulunan abide için yapılan modern yola Türk Bayrağı da konuldu. Yolun yapım kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, “Başbakan” olduğu dönemdeki Moğolistan ziyaretinde alındı.

Erdoğan, Bilge Tonyukuk Abidesi'ni ziyaret etmek istemiş, yolculuğu esnasında 11 km'lik toprak yolu kullanmıştı. Erdoğan, ulaşım sıkıntısını görünce yolun modern hale getirilmesi talimatını vermişti. Bu talimat üzerine TİKA tarafından “Bilge Tonyukuk Karayolu Projesi” başlatıldı. 2013 sonunda imzalanan protokol sonrası yoldaki temel atma törenini de o dönem Dışişleri Bakanı olan Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından gerçekleştirilmişti. 
Türkiye Dukha Türklerini de Unutmadı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkanı Serdar Çam, yaptığı açıklamada, Moğolistan'ın uç noktasında yaşayan Dukha Türkleri'nin zorlu kış şartlarında yaşam mücadelesi verdiğini öğrendiklerini ve bunun üzerine bir çalışma yaptıklarını anlattı.
Çadırlarda kalan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan Dukha Türkleri'ne giysi ve çeşitli yardım malzemeleri gönderdiklerini belirten Çam, şöyle konuştu:
"Dünyanın en uç noktalarından birisi... Yardımlarımız, dondurucu soğuklarda, 8 metre derinliğinde, 60 kilometre uzunluğundaki donmuş gölü geçerek oraya ulaştı. Dukha Türkleri'nin mevcut doğa koşullarında daha güçlü olmaları adına yaz döneminde, onlar için, yaşamlarında önemli bir yer tutan Ren Geyiği temin edeceğiz. Ren Geyikleri, ulaşım gibi taşımacılık gibi pek çok alanda Dukha Türkleri'nin günlük yaşamını kolaylaştırıyor. Zorlu doğa şartlarına karşı Ren Geyiği önemli.''
Dukha Türkleri'nin yaşadığı bölgede Ren Geyiği yetişmediğini de ifade eden Çam, ''Farklı bir coğrafyadan temin edeceğiz. Dünyanın en uç noktasındaki kardeşlerimize, soydaşlarımıza ulaşılması noktasında devletimizin, hükümetimizin bize verdiği talimatlar çerçevesinde süreci takip ediyoruz. Onlara kadar ulaşan bir Türkiye var'' dedi
Kırım’ın Dramını Dile Getiren bir Film: Vatanları için Öldüler AOnlar ne Alman’dı ne de Rus. Zoraki savaşın içine sürüklenen esir Türklerdi. Müthiş bir savaşın ortasında tek hedefleri vardı. Vatanlarına geri dönebilmek… Kırımlı: Rus devriminin ateşi Kırım’ı da sarar. Rus baskısındaki Kırım’da Türk alfabesi yerine Kiril alfabesiyle eğitim başlar. İnançları yasaklanır, camiler yıkılır. 2. Dünya savaşı başladığında Kırım Türkleri de askere alınıp zorla cepheye sürülür. Sadık Turan, Kızıl Ordu safında subay olarak bir yandan hayatta kalma diğer yandan birlikte cepheye gönderildiği arkadaşlarına siper olma mücadelesi içindeyken Almanlara esir düşer… Berlin’in Kırım’ı Ruslardan kurtarıp özgürlüğüne kavuşturma vaadiyle Müslüman Türklerden birlikler oluşturma kararı doğrultusunda Alman ordusunda görevlendirilir. Ancak kısa süre sonra Sadık Turan Almanya’nın kendilerine oyun oynadığının farkına varır ve Tatarları Kırım’ın kurtuluşu için örgütlemeye başlar.
Nizâmülmülk Vefa Bekliyor Alpaslan ve Melikşah’a vezirlik yapmış ünlü devlet adamının İsfehan’daki türbesine kilit vurulmuş. Dünyanın en büyük devlet adamlarına vezirlik yapan Nizâmülmülk’ün İran’ın İsfahan şehrindeki türbesi, köhne bir vaziyette bulunuyor. 1092’de Hasan Sabbah’ın fedaisi tarafından öldürülen efsanevî devlet adamının yattığı türbenin kapısı da kilitli tutuluyor. Tarihi türbeye ait kitâbe muhafaza edilemediği gibi, girişinde de tabela yer almıyor. Türbenin içindeki kabir, ancak karşısında bulunan Mescid-i Mehdi’nin çatısına çıkarılarak görülebiliyor. Ziyaretçileri bu ilgisizlikten çok müteessir olduklarını belirtiyorlar. Büyük Türk veziri Nizâmülmülk’ün türbesi Türkiye’den alâka beklediğini söylüyorlar… Sultan Tuğrul, Alpaslan ve Melikşah gibi üç büyük Selçuklu hükümdarına vezirlik yapmış olan Nizâmülmülk, Ortaçağın en büyük devlet adamlarından sayılır. Nizamiye medreseleri adıyla İslâm dünyasında ilk müstakil üniversiteyi kurdu. 10 şehirde yükselen bu medreseler, bütün Müslüman medreselerine numune teşkil etti. Avrupalılar da üniversitelerinde, bu sistemi örnek aldı. Nizâmülmülk’ün devlet adamlarına nasihatlerini ihtiva eden Siyasetnâme kitabı meşhurdur. Aynı zamanda hadis âlimi idi. Ehl-i sünnetin güçlenmesine çok hizmet etmiş; bu yolda hayatını vermişti.
Kırımoğlu, Erdoğan ile Davutoğlu tarafından kabul edildi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırım Türklerinin Lideri Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu’nu Çankaya Köşkü’nde kabul etti. Görüşme basına kapalı gerçekleşti. Kırımoğlu ve  beraberindeki heyet, bu görüşmenin ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu ile de TBMM’deki makamında biraraya geldi. Görüşme yaklaşık bir saat sürdü.
Ay Sultan "Alpaslan" Kitabına Fuarda Büyük İlgi Selçuklu, Osmanlı ve Türk hayranı olan ve Türk halkının kalbini Türk çayının tarihini yazdığı "Bir Çay Daha Lütfen" isimli kitabı ile fetheden ABD'li yazar Katherine Branning'in "Ay Sultan" ismiyle yayınlanan kitabı, TÜYAP Kitap Fuarındaki imza gününde kitapseverler tarafından büyük ilgi gördü.
Türk tarihinin en ihtişamlı dönemlerinden birine, Türk Selçuklu tarihine yeni bir perspektifle bakan yazar Katharine Branning'in, yürekleri kimi zaman pır pır ettiren kimi zaman da dağlayan bir ilham eseri olan son kitabı "Ay Sultan"ın TÜYAP Kitap Fuarı'ndaki imza günü, yoğun bir okuyucu ilgisiyle gerçekleşti. İki saat sürmesi planlanan buluşma, yoğunluk sebeyle 4 saat sürdü.
Kemik Kardeşimiz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan'da Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov ile bir araya geldi. Baş başa ve heyetlerarası görüşmelerde iki lider, ilişkilerin önemine değindi. Ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, gösterilen misafirperverliğe teşekkür etti ve “kemik kardeşimiz” dediği Türkmenistan'da bulunmaktan duyduğu heyecanı anlattı. 
Ülkede Türk müteahhit firmalarının yüklenmiş olduğu proje toplamının 42 milyar dolar olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ulaştırma ve enerji alanındaki işbirliğimiz, ilişkilerimize stratejik bir boyut kazandırıyor. Özellikle bu alanlarda keşfedilmeyi bekleyen önemli bir potansiyelin olduğu kanaatindeyiz. Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına taşınmasına yönelik ortak vizyonumuzu bir defa daha teyit ettik” ifadelerini kullandı. 
Berdimuhamedov da, “Şu bir gerçek ki Türk ve Türkmenin dini de dili de tarihi de kültürü de aynıdır. Manevi değerlerimiz bizleri birleştiriyor” dedi.
En Az 5 Çocuk Tavsiyesi

Daha sonra İş Forumu'nda katılımcılara hitap eden Erdoğan, Türkiye'nin büyük projeleri hakkında bilgi verdi. Üçüncü havalimanından bahseden Cumhurbaşkanı, şunları kaydetti: 
“Projenin bitiminde 150 milyon insan bu havalimanından istifade edecek. Bakıyorsunuz bazı hazmedemeyenler kenarda, köşede 'vazgeçme düşünceleri var' bir şeyler yazıp çiziyor. Hazımsızlık çok kötü. Oturdu mu bir daha halledemezler. Onun için bunların acil operasyonlara ihtiyacı var. Köşeye oturup masanın başından yazı yazmakla bu işler olmaz. Şöyle bir zahmet buyur da çık, o havalimanı inşaatının olduğu yere kadar git, orada iş makinelerinin nasıl çalıştığını yerinde bir gör.” 
Türkmenlere en az 5 çocuk tavsiyesinde bulunan Erdoğan, “500 bin kilometrekareye yakın bir yüzölçümüne sahip Türkmenistan'da nüfusu, bir kardeşiniz olarak doğrusu çok az buluyorum. Bu nüfusun çoğalması lazım. Ben Türkiye'de 'en az 3' diyorum, Türkmenistan'da en az beş olması lazım ki ülke güçlü olsun” şeklinde konuştu.
Yabancı İlim Adamları Dertli: "Dukha Türklerinin Dili Kaybolma Tehlikesinde" Cambridge Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ragagnin ve Dukhalı kadınlar, tehlike altındaki dilin kaybolmaması için masal kitabı hazırlıyor. Moğolistan'ın kuzeyinde yaşayan Dukha Türkleri'nin tehlike altındaki dilinin kaybolmaması için Cambridge Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Elisabetta Ragagnin ve Dukhalı kadınlar, 3 dilde masal kitabı hazırlıyor.
Dukha Kültürünü Yaşatmalıyız

Söz konusu dil hakkında 2011 yılında gramer kitabı çıkarttığını ifade eden Ragagnin, şöyle konuştu:

"Bu konu hakkında birçok makale yazdım. Şu anda Dukhaca'yı 200-250 kişi kullanıyor. Dukha dili, tehlike altında. Çünkü, bu dili gençler ve çocuklar kullanmıyor. 15-20 yaşındaki Dukha Türkleri, artık Moğolca'yı tercih ediyor. Dukhaca'yı biliyorlar ancak kullanmıyorlar. Bu dilin yaşaması için emek harcayan birkaç kadın var. Onlarla birlikte Dukha kültürü ve masalları hakkında iki kitap hazırlıyoruz. Moğolca, Dukhaca ve İngilizce basılacak."
Yeniden Cihan Devleti Kuruyoruz Başbakan Ahmet Davutoğlu, baba ocağı Konya'dan sonra ikinci yurt içi gezisini Osmanlının beşiği Bilecik'e yaptı. Davutoğlu, Bilecik'in Söğüt ilçesinde düzenlenen 733. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde konuştu. Ahmet Davutoğlu, sözlerine, “Bir tohumdan bir çınar, bir obadan bir beylik, bir beylikten bir devlet, bir devletten bir dünya düzeni, bir nizam-ı alem çıkaran Türkmen obalarının, yörük obalarının yiğitleri, Ahiyan-ı Rum'un, Bacıyan-ı Rum'un torunları, bu mübarek mekanda Ertuğrul Gazi'nin huzurunda, bu kutlu mekanda, devletimizin tohumunun atıldığı mekanda hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum” diyerek başladı.

Milletlerin gelenekleriyle, geleneklerin özünü taşıyan ahlaki erdemle yaşadığını vurgulayan Davutoğlu, “Milletler kurdukları düzenlerle tarihe derin izler bırakırlar. İşte bu milletler, tarihin özne milletleridir, öncü milletleridir, lider milletleridir. Bugün huzurunda bulunduğumuz Ertuğrul Gazi'nin attığı tohum, bütün insanlık tarihine göstermiştir ki bizim milletimiz tarihte ancak ve ancak özne olarak var olabilir, nesne olamaz, köle olamaz, müstevliler karşısında baş eğemez. Bizler aldığımız kültürle, aldığımız irfanla hep bu geleneği yaşatmanın mücadelesini verdik” diye konuştu.
Kızıl Meydan'da Osmanlı rüzgarı Rusya'nın başkenti Moskova'da düzenlenen Spaskaya Başnya Uluslararası Askeri Müzik Festivali'ne davet edilen İznik Mehter Takımı, Kızıl Meydan'da gösteri yaptı.

Mehter takımının tarihi Kızıl Meydan'da, bayrak ve kılıçlarla yürümesi, renkli görüntüler oluşturdu. Mehter takımının söylediği marşlar, Kızıl Meydan'da yankılandı. Mehteranların kılıç kalkan gösterisi seyirciler tarafından merakla takip edilirken, tribünleri dolduran sanat severler, Mehter takımının gösterisini beğeniyle takip etti. İznik Mehter Takımı, festival çerçevesinde 7 Eylül'e kadar Kızıl Meydan'da sahne alacak.



Kırgızistan Değil Van Afganistan'ın Pamir Yaylası'ndan 1982 yılında Türkiye'ye göç eden Kırgızlar, Erciş ilçesinde kendileri için oluşturulan Ulupamir köyünde yaşıyor.
Özellikle 2003 yılından bu yana Kırgızistan'da milli spor olarak kabul edilen "buzkaşı" (kökbörü) oyununu, köylerinde yaşatmaya çalışan Kırgızlar, resmi günlerde ve düğün törenlerinde oynadıkları buzkaşı ile binicilikteki maharetlerini de  sergiliyor.

Bozkır hayatını temsil eden oyunda iki takıma ayrılan biniciler, yerdeki oğlak postunu kapmanın mücadelesini veriyor. Tozla kaplı alanda çekişmeli geçen ve post parçalanıncaya kadar devam eden iki takım arasındaki mücadele renkli görüntülere sahne olurken, seyircilere de keyifli dakikalar yaşatıyor.
Davetlilere ikram edilmek üzere hazırlanan düğün yemeğinin yanı sıra köyün aksakallıları için de koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanların kellesini pişiren Kırgızlar, 30 yılı aşkın süredir Türkiye'de ve Van'da bulunmaktan mutluluk duyduklarını dile getiriyor.
4. Hun-Türk Turan Kurultayı Macaristan'da başladı Dördüncü Dünya Hun-Türk Turan Kurultayı, Macaristan'ın Bugac kasabasında başladı. İlki 2008 yılında yapılan ve iki yılda bir düzenlenen kurultaya bu yıl 27 ülkeden katılım gerçekleşti. 4'üncüsü yapılan kurultaya Türkiye bu yıl ilk defa bin kişilik bir ekiple katılırken Türkiye'den 500 Türk vatandaşı ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden de 500 üstünde Türk organizasyonda yer aldı.

200'ü aşkın Turan çadırının kurulduğu kurultayda, 320 Turan atlısı yaptığı nefes kesen gösterilerle izleyicileri büyüledi. Organizasyonun açılışını Macaristan Parlamentosu Başkanvekili Milletvekili Sandor Lezsak yaptı. İki gün sürecek kurultaya 300 binin üstünde ziyaretçi gelmesi beklenirken, organizasyona katılan ülke bayrakları at üstünde tek tek sergilendi.
Kurultaydaki ortam 500-1000'li yılların orta Asya Turan halklarının yaşamını gösterirken, Türkiye ve Avrupa'dan gelen Türk dernekleri çeşitli konserler verdiler. Almanya'nın Nürnberg şehrinde faaliyet gösteren Medina Türk Müzesi Müdürü Cemalettin Özdemir, bu organizasyona başından beri geldiklerini, kendilerinin yanı sıra Almanya'nın çeşitli şehirlerinden de gelen Türklerin olduğunu kaydetti. Özdemir, açıklamasında ayrıca kurdukları ekipte Osmanlı-Türk kıyafetlerini sergilediklerini, Macaristan'da düzenlenen bu kurultaya katılmaktan ötürü büyük zevk aldıklarını, kardeşliği gördüklerini ve bu organizasyona devam edeceklerini söyledi.

Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Macaristan Delegesi Suat Karakuş ise 4. kez katıldığı bu kurultayda 27 ülkeden katılımın olduğunu, Türk ve Hun soylarının olduğu ülkelerin bu kurultayda yer aldığını, Sayın Büyükelçi Şakir Fakılı'nın da katılımıyla Türk delegasyonu olarak burada bulunduklarını, bu kurultayın bütün Türk ve Hun ulularına hayırlı, uğurlu olmasını diledi.

Türkiye'nin Macaristan Büyükelçisi Şakir Fakılı da, Türk dünyasından çok çeşitli ulusların, kavimlerin katıldığı şenlik havasında geçen bir festival olduğunu, bu festival için Macar hükümetine teşekkür etmek gerektiğini, kendilerinin de Macar Turan Vakfı'nın daveti üzerine bu kurultaya katıldıklarını ve gerçekten çok mutlu olduklarını açıkladı.
500 Uygur Türkü Öldürüldü Doğu Türkistanlılar Derneği Genel Başkanı Erkinbeğ Uygurtürk, Çin polisi ve askerlerinin Doğu Türkistan'ın Yarkent ilçesinde katliam yaptığını açıkladı.
Bayramın birinci günü başörtülü kadınların Çinli askerlerce taciz edildiğini ve buna karşı koyan Uygurlara ateş açıldığını iddia eden Uygurtürk, “Olaylarda 500'e yakın Uygur Türkü hayatını kaybetti, iki köy de haritadan silindi” dedi.
Çin polisi ve askerlerinin gençleri tutuklamaya başladığını söyleyen Uygurtürk, “Bölgede internet kesildi, yollara barikatlar kuruldu. Uygurlar, sadece Türk ve Müslüman oldukları için öldürüyor” diye konuştu.
Türkiye olmasaydı biz şimdi toplu mezardaydık Başbakanı Derviş Eroğlu, Türkiye’yi, iyi ve kötü günde her zaman yanlarında hissettiklerini belirterek, “Eğer bugün Türkiye olmasaydı biz toplu mezarlarda olurduk” dedi. 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız başkanlığındaki heyeti kabul eden Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının Türkiye’yi her zaman anavatan olarak gördüklerini ve anavatansız bir KKTC’nin olamayacağını belirterek, “Biz bu topraklarda huzur ve güven içerisinde yatıyorsak bunu anavatanımız Türkiye’ye borçluyuz. Eğer bugün anavatanımız olmasaydı bugün hepimiz toplu mezarlarda olacaktık. Bugün de desteğinizi almış olmamızın huzuru ile yaşıyoruz” dedi. 

Seçimlerin demokratik şekilde yapılacağını belirten Eroğlu, “AB ülkelerinde olması gereken özellikler bizde de mevcuttur. Bu ülkede demokrasi yok diyenler, demokrasiden nasibini alamayanlardır” diye konuştu. 
Srebrenitsa'da Açılar Tazelendi Sırpların, 19 yıl önce Srebrenitsa'da katlettiği Müslümanlardan 175'i daha kabrine kavuştu. En küçüğü 14 yaşında Senad Beganoviç, en büyüğü 79 yaşında Hurem Begoviç olan Boşnaklar defnedilirken acılar tazelendi; gözyaşları sel oldu. 
Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen ve Türkiye'yi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın temsil ettiği törene, kurban yakınlarının yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden birçok vatandaş katıldı. 

Törene ayrıca Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzzetbegoviç, Konsey'in Hırvat üyesi Jelyko Komşiç, AB'nin Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Valentin İnzko, Saraybosna'da görev yapan büyükelçiler de katıldı.
Bursa’dan Üsküp’e Dost Eli Makedonya'nın başkentinde bulunan ve sadece bir duvarı günümüze ulaşan tarihî Arasta Camii, Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarıyla restore edildi. Tarihî ve kültürel mirası ayağa kaldırma çalışmalarını sadece Bursa'da değil Osmanlı coğrafyasındaki bütün ülkelerde sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, Üsküp'te bulunan bir önemli eseri daha ilk günkü ihtişamına kavuşturdu. 

Osmanlı Çarşısı'nın içinde bulunan ve komünizm döneminde ibadete kapatılan, ardından 1963 depreminde tamamına yakını yıkılan 15. yüzyıl eseri Arasta Camii, restore ettirilerek ibadete açıldı. Sadece giriş kemeri ile kısmen bir duvarı ayakta kalarak günümüze ulaşan ve kümes olarak kullanılan tarihî cami, hayırsever iş adamları Rafet Kahraman ve Feridun Kahraman'ın destekleriyle ilk günkü ihtişamına kavuştu. Çarşının tam merkezinde bulunan tarihî camiden yaklaşık 70 yıl sonra yeniden ezan okunması, açılışa katılan Müslümanların duygulu anlar yaşamasına sebep oldu.
Bu tarihî ana şahitlik eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, fethedilen Balkanlar'daki ecdat yadigarı eserleri bir bir ayağa kaldırmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Balkanlar'daki dost ve kardeş, akraba topluluklarının dillerini, dinlerini ve kültürlerini yaşatması konusunda destek olmaya devam edeceklerini dile getiren Altepe, “İstiyoruz ki buradaki insanımız kendi kültürünü,  dilini, dinini yaşasın. Hürriyet yüzyıllar boyunca devam etsin. Bunun için buradayız” dedi.

Makedonya İslam Birliği Başkanı Süleyman Recebi de Arasta Camii'ne gelen Müslümanların kıyamete kadar huzur içerisinde ibadet etmesi için dua etti. Caminin açılış törenine Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, Üsküp'ün Çayır Bölgesi Belediye Başkanı İzzet Mecid, Ankara Müftüsü Prof. Dr. Mefail Hızlı ve Üsküp Müftüsü İbrahim Şabani de katıldı. Başkan Altepe, Üsküp'te İshak Bey Türbesi'ni de ziyarete açtı.
Ortak Dil Türkiye Türkçesi İçin Esas Alınmalı Eskişehir 2013 Türk Dünyası Başkenti Ajansı tarafından Anomen Otel’de yapılan “Türk Dünyası Tarih ve Dil Kurultayı”nın ardından bildiri yayımlandı. Bildiride, Türk dünyasıyla ilgili yayınların eksiksiz takip edilerek toplanacağı Türk dünyası kütüphanesi kurulması gerektiği belirtildi.
Kurultayda ayrıca şu kararlar alındı: Ortak “Türk Dili” için Türkiye Türkçesi'nin esas alınması, alfabe, yazı kuralları, ortak terimler, ortak sözlük ile gramer konusunda çalışılması gerektiği kaydedildi. Türk dünyasında gerçekleştirilen çalışmalar akademik âleme duyurulmalı. Başta tez çalışmaları olmak üzere akademik çalışmaların ortak veri tabanında toplanması gereklidir.

Kurultayda Kırgızistan Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kayıpov,  Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’ya Türkçe-Kırgızca Manas Destanı sözlüğü hediye etti.
Türk Dünyası Dil ve Tarih Meseleleri Kurultayı Eskişehir’de Başladı Eskişehir Valiliği ve Kültür Konseyi tarafından organize edilen “Dünya uygarlığı içinde Türk uygarlığı: Dil ve Tarih meseleleri” konulu kurultay başladı. Kurultaya Türk dünyasından 73 bilim adamı katılıyor. Kurultayda dil, edebiyat ve tarih konularında toplam 57 tebliğ değerlendirilecektir. Eskişehir Valisi ve Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı Başkanı Güngör Azim Tuna açılışta yaptığı konuşmada delegelere hoşgeldiniz diyerek şunları söyledi: “Sovyetler Birliği’nin dağılması, Türk ve Türk dili halk ve topluluklar için önemli bir tarihi fırsatı ortaya çıkarmıştır. Bu tarihi fırsat çerçevesinde söz konusu halk ve toplulukların, çok yönlü ilişkiler ağı içerisinde olması icap etmektedir. Ancak bu ilişkilerin, önemli bir çok adım atılmış olmasına rağmen, bugüne kadar hala olması gerektiği gibi, özellikle kültürümüzün temel meseleleri olan dil ve tarih konularında kurumsallaşmış olduğunu söylemek çok güçtür. Bunun en önemli sebebi, çok geniş bir coğrafyaya yayılan Türk halk ve topluluklarının ortak kültür değerleri üzerinde temel araştırmaların yapılmaması ve geleceğe yönelik bir ufkun ortaya konulabilmiş olmamasıdır. Bu bakımdan ‘bir atanın balları (çocukları)’ olan halk ve toplulukların tarihleri ve dili üzerinde müşterek ilmi toplantılar yapmak, istişarelerde bulunmak ve uygulanabilir ortak bir vizyon ortaya koymak büyük önem taşımaktadır. “
Başkan Topbaş'a Tataristan ve Yakutistan'da Büyük İlgi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve UCLG Başkanı Kadir Topbaş, Belediye Başkanı Ilsur Metşin'in davetlisi olarak gittiği Tataristan Başkenti Kazan'da Sabantuy (Bahar) Bayramı törenlerine katıldı. 
Tören alanında Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov tarafından karşılandı.
Kendisini evinde hissettiğini ifade eden Başkan Topbaş, "Size Türkiye'den selam getirdim" dedi. Başkan Topbaş, daha sonra Yakutistan (Saha) Cumhuriyeti'nin Başkenti Yakutsk'a geçerek Cumhurbaşkanı Yegor Barisov ile görüştü. 
Borisov, Yakutistan'da kıymetli madenler çıkarıldığını belirterek, İstanbul'un tecrübelerinden faydalanmak istediklerini söyledi. 
Topbaş, Borisov'un THY'nin Yakutistan'a direkt sefer yapması talebini görüşeceğini belirtti.
ABD'den Ahıska Türklerine Övgü 1944 sürgününden sonra Orta Asya'da birçok yeri kalkındıran Ahıska Türkleri şimdi de ABD’nin Orta Batı bölümüne umut oldu. Dayton şehrinde yaşayan Ahıska Türkleri, başarılarıyla New York Times’tan sonra Time dergisine de konu oldu. Time dergisinde çıkan bir makalede, son 5 yılda 3 bin Türk mültecinin Dayton’a yerleştiği ve bu “yok olmuş bölgeyi” yeniden inşa etmeye başladığı yazıldı.

Time dergisinden önce New York Times gazetesinde çıkan yazıda, Ahıska Türklerinin Kuzey Dayton’da ‘’kıyamet sonrası manzaralı”, sahipsiz şehirleri ayağa kaldırdıklarını dile getirmişti.
ABD’nin Ohio eyaletine bağlı Dayton şehrinde yaşayan Ahıska Türklerinin başarı hikayesine New York Times gazetesinden sonra ünlü Time dergisi de yer ayırdı. Dergi yazıyı, Ahıska Türkleri ile ilgili yazıyı ‘’Amerika İçin Çözümler’’ başlığı altında kullandı.
Son 5 yıl içinde Ahıska Türklerinin bulundukları bölgelerde hem mahalli hem eyalet bazında siyasi, ekonomik ve sosyal başarılara imza atmaları Amerikan medyasının ilgisini çekti. İlk önce New York Times gazetesi Ahıska Türkleri hakkında bir makale yayımladı. Ardından Time dergisinin yeni sayısında ‘’Amerika İçin Çözümler’’ başlığı altında Dayton’daki Ahıska Türklerinin bölgeye katkıları aktarıldı. 
Time dergisinde Alex Altman imzalı makalede, son 5 yılda 3 bin Türk mültecinin Dayton’a yerleştiği ve bu “yok olmuş bölgeyi” yeniden inşa etmeye başladığı yazıldı. Ahıska Türk Amerikan Toplum Merkezi (ATACC) Başkanı işadamı İslam Şahbendarov’un açıklamasına yer veren Time, Ahıskalı Türklerin “Amerikan rüyasını gerçekleştirdikleri” ifadesine yer verdi. 
ABD’nin sahipsiz Orta Batı şehirlerine umut oldular 
Time’daki yazıda, Dayton’da 1960 yılından bu yana nüfusunun yüzde 40 azaldığı ve üretime bağlı işlerin azalmasının orta sınıfı zayıf bıraktığı ifade edildi. Şehir yöneticisi Tim Riordan’ın bu durumla igili, ‘’Biz gerçekten sert çarpıldık’’ sözüne yer veren dergi, 2009 yılında Dayton’ın ekonomisini yenileme ve büyütme yönünde farklı bir yol çizmeye başladığı kaydedildi.
Kulaktan kulağa duyulmasıyla Rusya’daki zulümden kaçarak mülteci statüsünde ABD’ye gelen devletsiz “bir avuç vatansız etnik azınlık olan Ahıska Türklerinin” 2006 yılında ucuz konut ve iş cazibesi nedeniyle Dayton’a yerleştiği ifade edildi. Dayton’daki Türk toplumunun liderlerinin Dayton’un en iyi destekçileri olduğu ve yabancı yatırımları davet ettikleri, ayrıca kendi nakitlerini kamyon taşımacılığı, lojistik ve gayrimenkul işletmeleriyle yerel ekonomiyi pompaladıkları belirtildi.
 NYT: ‘’Sahipsiz şehirleri ayağa kaldırdılar’’ 
New York Times gazetesinde  de çıkan yazıda, Amerika’nın can çekişen Orta Batı şehirlerine göçmenler yerleştirildiği ve bunlar arasında Ahıska Türklerinin Kuzey Dayton’da ‘’kıyamet sonrası manzaralı”, sahipsiz şehirleri ayağa kaldırdıklarını dile getirmişti.  Dayton başta olmak üzere Louisville, Seattle, Atlanta, Philadelphia, St. Louis, Portland, Chicago, Denver, Houston ve New York şehirlerinde yaklaşık 20 eyalette 20 bine yakın Ahıskalı Türk yaşıyor.
Orhun Abideleri İstanbul'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., Orhun Abideleri'nin orijinal boyuttaki maketlerini yaptırarak Topkapı Türk Dünyası Kültür Mahallesi'nde sergilemeye başladı. Sergide, Göktürk İmparatorluğu'nun ulu hükümdarı Bilge Kağan ve kardeşi Kültigin'e ait birer, vezir Tonyukuk'a ait ise iki adet taş kitabe ve çeşitli tarihi figürler bulunuyor.

Tarihi abidelere ait maketler, yılın her günü yerli ve yabancı turistler tarafından ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Ayrıca tıpkı Miniatürk'te olduğu gibi maketlerle ilgi pek çok dilde sesli bilgilendirme sistemi de olacak.

Göktürk Alfabesiyle yazılmış

Abideler Türk dili, tarihi, edebiyatı, sana