Cinque Terre
Sultan Abdülhamid Han'ın Büyük Basiret ve Cesareti Editör
9
resim

3 Harbi olarak bilinen 1877-1888 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Ruslar batıda İstanbul yakınındaki Yeşilköy’e kadar geldiler. İstanbul’un da düşmesi an meselesiydi. Doğuda ise Erzurum’u koruyan Aziziye tabyaları’nın birkaçını  ele geçirirler. 

Sultan Abdülhamid Han’ın başkanlığında toplanan mecliste bir kısım ümera ve vezirler İstanbul’un terk edilerek,  aile ve çoluk çocuklarıyla adalara gitmeyi teklif ederler.  Abdülhamid Han büyük bir basiret ve cesaretle bu teklifleri reddeder. 

Sultan Abdülhamid Han,  meclis toplantılarına iştirak eden  bir zata, kendi eli ile yazmış olduğu ve son zamanlarda bulunan mektubunda özetle şöyle diyor:

Cülusumuzdan, istifanıza gelinceye kadar Mabeyn-i Hûmayun’da ve Bâb-ı Seraskerî’de akdolunan meclislerin hepsinde hazır bulundunuz. Ruslar’ın Ayestefanos (Yeşilköy) da bir kuvvete malik oldukları halde, devlete bir çok tekliflere kalkıştıkları vakit, riyasetimiz altında toplanan mecliste, vükela, vüzera ve ümera (vekiller ve amirler) :

“Aile ve evladımızı alıp adalara gidelim”

Dediklerinde donanmanın terki ve Rusya askerinin şehri istilâları tekliflerinde, Cenâb-ı Hak’ tan başka kimsenin yardımına mazhar olmayıp her türlü fedakarlığı göze alarak Allah’ın izni ve Peygamber’in ruhaniyetinin yardımı ile, devleti büyük bir felaketten kurtarmaya muvaffak olduğumuzu hiçbir vicdan ve insaf sahibi inkâr etmez.

Garezkâr olanlara “Hasbinallah venimel vekil” den başka söz denilmez. Bu gibilerin Kısas-ı İlâhîye duçar oldukları görülerek teselli bulmaktayız.

Ordusuz Olmaz

Sultan Abdülhamid Han’ın orduya yaptığı harcamaları çok görüp kendisini tenkit edenlere karşı da mektupta şöyle demektedir:

Üçbuçuk milyon nüfusu geçmeyen Bulgarlar, askere bir milyon sarf ettikleri ve Sırp, Yunan dahi böyle olduğu halde:

“Biz çok asker besliyoruz, memleketi jandarma ile idare etmeli” diye terakkiperver (İlericiler) denilenler tarafından sözler söylenmektedir. Bunlar:

“Asker beslemek mülkün imarı ile olur. Mülkü imar ettikten sonra askeri çoğaltmalı,” diyorlar ki; bu fikirde bulunanlar bir devletin himayesine girmeyi göze almış, kendilerinde dinî ve mîllî bir his kalmamış ve şahsî menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyenlerdir.

Bir çiftliğe sahip olan kimse korucu ve kelp tedarik etmeden evvel, ziraat ve imara mesai sarf etmez. Çünkü korucusu olmasa; ya yabâni bir hayvan çiftliğe zarar verir veyahut bir başkası gelip orayı sahipsiz sayarak ondan istifadeye kalkışır. Bunun için evvela; bir korucu lazımdır ki çiflikte bulunan işçiler emniyet içinden çalışsınlar. Ve hariçle alış-veriş edecek olurlarsa değeri ile mal alıp versinler.  Fakat,  müdafaa edecek kuvvete sahip olmazlarsa komşuları ile edecekleri alış-verişlerde onların ağır ve zararlı tekliflerini kabule mecbur olurlar. Çiftlik muntazam bir halde bulunmaz. 

Devletin hali de bunun gibidir. Kuvvet olursa kapilatasyonlar da yavaş yavaş kalkar. Ve gümrük muahedeleri de değiştirilir. Yabancılara verilen  imtiyazlar kuvvet sayesinde hafifletilir ve sözde kalır. Devlet itibarı o nisbette artar ki dahili işlerimize harici işler karışmaz ve kalkınma o nisbette kolaylaşır.

Erzurum’da Tehlikedeydi

93 Harbinde Ruslar doğuda da Erzurum yakınlarına kadar gelmişlerdi. Hatta şehri savunan Aziziye Tabyalarından birkaçını ele geçirmişlerdi. Erzurum halkında büyük bir korku ve huzursuzluk başlamıştı. Bu sırada Rus ordusunun başkomutanı 5 Kasım günü doğu cephesi komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa’ya, bir elçi göndererek teslim olması için teklifte bulundu. Rus başkomutanı elçi ile gönderdiği mektupta şunları yazıyordu:

“Siz ve askerinizin tutar yeri kalmadı. Beyhude yere kan dökmemek için Erzurum kalesini teslim ediniz. Aksi halde şehriniz ve istihkâmlarınız tahrip edilecek, çoluk çocuğun vebali üzerinize olacaktır.”

Erzurum Mutlaka Savunulsun

Bu sırada Sultan Abdülhamid Han Erzurum’un müdafaa edilmesi için Gazi Ahmet Paşa’ya aşağıdaki telgrafı gönderir, Ahmet Muhtar Paşa bu telgrafı Erzurum halkına duyurur.

Padişah telgrafta şöyle demekteydi: (sadeleştirilmiş)

“Bugün bulunduğunuz yer Asya’nın en önemli noktası ve düşmanın göz diktiği yerdir. İşte bu yer büyük bir tehlikede bulunuyor. Allah esirgesin bir vakitten beri ordumuzda görülen dağılma ve çöküntüler bu defa da vukua gelir ve Erzurum’a bir zarar olur ve Erzurum istilaya uğrarsa böyle elîm bir olayın devletin maddi ve manevi varlığında açacağı yaraları size anlatmaya lüzum yoktur. Şu halde asıl iş görecek ve devletin üzerinizdeki nimet hakkını gözetip milletimizin sizden beklediği şerefi ispat edecek gün, bugündür. Namus ve şerefi muhafaza edemezsek, bu, kıyamete kadar tarihimizden çıkmayacak askerlik şerefimize sürülmüş acıklı bir leke olacaktır…”

Bunun üzerine kadın - çocuk,  genç – ihtiyar bütün Erzurumlular silaha sarılarak Aziziye Tabyasına giren düşmanı tabyalardan  söküp atar. Yarım gece ve bir gün süren kanlı savaş sonunda düşman 2300 ölü verir. Bizim şehit sayımız ise 1000’i bulmaktaydı. Bunlardan 600’ünü asker ve subaylar, 400’ünüde sivil Erzurum halkı teşkil ediyordu.

Böylece Sultan Abdülhamid Han’ın yüksek dirayet ve firasetiyle,  Erzurum ve İstanbul düşman işgaline uğramaktan kurtuldu.

Kaynak: Sadi Borak - II. Sultan Abdülhamid’in Yayınlanmamış Bir Mektubu (Hayat Tarih Mecmuası)
           Ertan Ünal - Aziziye Zaferi (Hayat Tarih Mecmuası)
Başlık Yazar
Sultan Abdülhamid Han'ın Mülkleri Rahim Er
Sultan Abdulhamid Han'ın Milliyetçiliği Necip Fazıl Kısakürek
Sultan Abdulhamid Han Tıbbiyeye Çok İhtimam Gösterdi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Burma (Myanmar) Müslümanları II. Abdülhamid Han'ı Dillerinden Düşürmezdi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
Yıldız Hamidiye Camii Rahim Er
Sultan Abdülhamid Han’ın Naaşı Önünde Ahmet Refik
Sultan Abdülhamid Han'ı Tanımak Prof. Ekrem Buğra Ekinci
Yahudilerin Sultan Abdulhamid Han’a Teşekkürü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz
Sultan Abdulhamid Han'ın Efsanevi Mirası Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Sultan Abdülhamid Han’nın İçtimai Siyaset Anlayışı Melik Arvas
Sultan Abdulhamid Han’ın İspanyol Elçisine Verdiği Muhteşem Cevap Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Osmanlı Devleti İle Japonya’yı Mukayesesi Doç. Dr. F. Şayan Ulusan Şahin
Sultan Abdülhamid Han ve Müşfika Hanım Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Verdiği Ders Vakanüvis
Sultan Abdülhamid Han'ın Dış Siyasetteki Hassasiyeti Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Söğüt Bölüğü Tahsin Paşa
Sultan Abdulhamid Han Bütün Osmanlı Coğrafyasını Fotoğraflaştırdı Murat Öztürk
Abdülhamid Han’ın Ramazan-ı Şerif ve Hırka-i Saadet Ziyaret Günleri Şadiye Osmanoğlu
Mazlum Bir Padişah: Sultan Abdülhamid Han Rahim Er
Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Rahim Er
Sultan İkinci Abdülhamid Han ve Eğitim Politikası Ayhan Çiftçi
Üç Kıtanın Son Hükümdarı Sultan İkinci Abdülhamid Han İbrahim Akkurt
İttihatçı Basının Abdülhamit Hân Düşmanlığı Yavuz Bahadıroğlu
Sultan Abdülhamid Han’ın Habeşistan Siyaseti Prof. Dr. A. Hâluk Dursun
Abdülhamit Han'ın Büyük Bir Kültür Hizmeti: Yıldız Kütüphânesi Ö. Serdar Akın
II. Abdülhamid Han'ın ABD Elçisine Anlattıkları Yavuz Bahadıroğlu
Abdülhamid Han’ı ‘‘Gazi’’ Yapan Zafer 1897: Türk-Yunan Savaşı Ömer Faruk Yılmaz
Sultan Abdülhamid Han Zamanda Ermeniler İle İlgili Bir Muhtıra-i Hümâyûn Mehmet Hocaoğlu
Sultan Abdülhamid Han Ekonomik Krizi Nasıl Aştı? Ziya Şakir
Dolmabahçe Sarayında Bayramlaşma Merasimi Şadiye Osmanoğlu
Sultan Abdülhamid Han’ın İsmini Yaşatan Hizmeti: Hamidiye Etfal Hastanesi Göksel Erdoğan
Abdülhamid Han’a Kızıl Sultan Diyen Kimlerdi? Mehmet Hocaoğlu
Sultan Abdülhamid Han’ın En Büyük Projesi: Hicaz Demiryolu Cüneyt Teke
Sultan Abdülhamid Han’ın Türkçe Hassasiyeti Prof.Dr.Vahdettin Engin
Sultan Abdülhamid Han’ın İsmini Yaşatan Hayırlı Bir Hizmeti: Hamidiye Suyu Abdullah Zülgaip Akkuş
Abdülhamid Han’ın Büyük Din Gayreti Nurettin Topçu
Sultan Abdülhamid Han’ın Fazilet Mirası: Darülaceze Selman Keklik
Sultan Abdulhamid Han'ın İleri Görüşlülüğü Sara Korle
Sultan Abdülhamid Han'ın Uzak Doğu Siyaseti Editör
Sultan Abdülhamid Han'ın Büyük Basiret ve Cesareti Editör
Çanakkale’nin Gerçek Kahramanı Bir Devrik Sultan: “Abdulhamid Han” Resul Tosun
Sultan Abdulhamid Han'ın Tıp ve Eczacılığa Verdiği Büyük Önem Said N.Duhani
Sultan Abdülhamid Han Devrinde Yıldız Saray’ından Bir Hatıra Ayşe Osmanoğlu
Sultan Abdülhamid Han’a Çirkin İftira Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han’ın Şefkat ve Merhameti Ziya Şakir
Sultan Abdülhamid Han’ın Tahtan İndirilmesine Japonlar Müteessir Oldu Abdurreşid İbrahim
Sultan Abdülhamid Hân’dan Van’a Kitap M. Ali Demirbaş
Sultan Abdülhamid Han'ın, Günlük Meşguliyetleri Ziya Şakir
İleri Görüşlü Sultan: II. Abdülhamid Han Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şeker
Sultan Abdülhamid Han Hayranı Bir Yunanlı Yazar Tercüme eden: Hayrettin Turan
Sultan Abdülhamid Han’ın Dinî Hassasiyeti Ve İnce Siyaseti Ziya Şakir
Sultan Abdülhamid Hanı Şifaya Kavuşturan Dua Ziya Şakir
Sultan Abdülhamid Han Siyasette Olduğu Gibi Sanatta da Dehaydı Ziya Şakir
Abdülhamid Han’ın Kıyas ve İctihad İle İlgili Fikirleri Ö. Serdar Akın
Sultan Abdülhamid Han'ın Cesaret ve Vakârı Ö. Serdar Akın
Sultan Abdulhamid Han'ın Ecdadı Karakeçili Aşireti ve Ertuğrul Gazi'ye Vefası M. Şakir Ülkütaşır
Amerikalı Bir Doktorun Gözü İle Abdülhamid Han ve Hamidiye Hastahanesi Dr. Hasan Fevzi Batırel
Sultan Abdülhamid Han'ın Ramazan-ı Şerif Hassasiyeti Prof. Dr. Vahddin Engin
Güney Afrika'dan Sultan'a Mektup Var Osman Sarper
Sultan II. Abdülhamîd Han Editör