Arda Boylarında Kırmızı Erik

Hakkı Dinç 13.10.2026 12

“

N
ehir boyunca yeşilin onlarca tonu ile süslenmiş ağaçlar ve meyveler görürsünüz.”

Arda Boyları
Arda Boyları

"Arda" sevilen, güzel bir isim. Hem nehir hem insan adı olduğu gibi bazı ticari firmalarımızın da tabelalarını süslemektedir.

Arda'nın gönlümüzdeki yeri sıcacık; suları serindir. Arda Nehri, dünyanın öbür ucunda değil. Edirne'ye, Karaağaç semtine gidelim. Pazarkule Sınır Kapısı'nın yakınlarında topraklarımıza girdiğini görürüz. Karşısı Yunanistan, sonra Bulgaristan.

Buyurun, sınırı geçelim. Bulgaristan'da Arda Nehri'ni takip edelim. Arda Vadisi; 240 km kadar devam ediyor.

Kalabalıktan, gürültüden, şamatadan uzak; sakin bir yer arayanlar için bu vadi, eşsiz güzellikler sunuyor. Her taraf orman. Vadideki kanyonlar, çukurlar insanı şaşırtıyor. Yer yer beyaz köpüklü şelalecikler oluşturan nehir, yorgun ruhları dinlendirip canlandırıyor. Nehir boyunca yeşilin onlarca tonu ile süslenmiş ağaçlar ve değişik meyveler görürsünüz. Tabii, kırmızı erikleri de.

Yaklaşık 235 km yürüyünce, aynı adı taşıyan köye ulaşırsınız: Arda köyü. Eğer bir saat kadar daha yürürseniz, Arda Nehri'nin kaynağına varırsınız. Asırlık bir meşe ağacının dibinden, âdeta köklerinden, suyun nasıl kaynadığını hayranlıkla seyredersiniz.

Bulgaristan turizm şirketleri, insanları Arda Vadisi'ni ziyarete davet ediyorlar. Arda köyünü arkamıza alalım. Güneye doğru bakarsak, Yunanistan sınırını görürüz. Sınırın öbür yakasında, Yunanistan topraklarında Leştan, Şubilo, Lıco (Ilıca), Halıköy, Düşütdere, Bukova, Tomal köyleri var. Bunlar ve civardaki diğerleri eski Türk köyleridir.

Kuzeydeki Rodop Dağları'nın eteklerinden güneye doğru indiğimizde doğudan batıya doğru Gümülcine, İskeçe, Drama ve Serez'i içine alan coğrafya parçasında, Osmanlıdan önce de Türkler vardı.

Arda, Leştan, Lıco, Düşütdere, Halıköy, Şubilo köyleri Drama yakınlarında yer alıyordu. Sık bir ormanlık alanda yaşayan bu Türkler, kendi aralarında haşır neşir olurlardı. Dünya ile bağlantıları yok gibiydi.

Başlıca geçim kaynağı hayvancılıktı. Koyun ve keçi bakarlardı.

Ekime elverişli arazi pek azdı. En çok çavdar, mısır ve patates ekerlerdi. Biraz da fasulye ekilirdi. Buğday pek ekmezlerdi. Ayçiçeği bilinmiyordu. Çavdarın tanelerini ayırmak için demet hâline getirdikten sonra, elde döverlerdi. Çavdarın sapı sert, uzun, düzgün ve dayanıklı olup ağıl (kışla), samanlık; hatta gerektiğinde evleri örtmede kullanılırdı. 

Arda Boylarında Kandiller Yanar

“Kızlar ve kadınlar, ellerine kına yakarlardı. İhtiyaca göre saçına kına vuranlar da olurdu”

Arda boyları ile ilgili hatıramı anlatmaya devam ediyorum. O bölgede, iklim ve toprak mısır yetiştirmeye uygundu. Mısıra "mısır", koçanına "kobak", kobağı örten kat kat kabuğuna "kavuz" ve "purilo" derler. Mısırın gövde kısmına, yani kökten püsküle kadar olan kısmına "şuma" denirdi. Kabuğu örten puriloyu atmazlardı. Bunun uzun ve yumuşak olanlarını ayırırlar ve bundan hasır örerlerdi. Komşu kadınlar ve bilhassa genç kızlar sırayla evlerde toplanır, el birliği ile yani imece usulü ile hasırları örerlerdi. İmeceye "meci" derlerdi. Uzun kış gecelerinde, mâniler söyleyerek hem iş yaparlar hem de bir bakıma eğlenirlerdi. Ev sahibi, mısır patlatır, duruma göre turşu, pekmez, meyve gibi ikramlarda bulunurdu. Hasırlar, gayet dayanıklı olurdu.

Şuma, uygun büyüklükte olan ağaçların üzerine kaldırılır; koni biçiminde ve su almayacak şekilde istiflenir, kışın hayvanlara yedirilirdi. Şuma kupaları (yığınları), karlı kış günlerinde çok işe yarardı.

Buğday ekmeğinden ziyade, kaçamak ve mısır ekmeği yerlerdi. Kaçamak bu yörenin âdeta millî yemeği (ekmeği) idi. Mısır unundan koyu olarak yapılan bulamaya kaçamak denir. Daha çok, ufak lokmalar hâlinde büyük tabaklara konularak, üzerine kızgın tereyağı gezdirilir ve yenirdi. Zaten başka yağ kullanılmazdı. Yağlı koyun etini kaçamakla yemeyi çok severlerdi. Elle, üç parmakla yerlerdi.

Erkekler el dokuması şayak (aba) elbise giyerler, bellerine yine el dokuması; ince, kırmızı kuşak dolarlardı. Çok soğuk kış günlerinde, özellikle çobanlar, ayakla diz arasına "dolama" denilen bir keçeyi sararlardı.

Kadınlar siyah ferace giyerler, başlarına beyaz örtü bağlarlardı. Buna "mafez" denirdi. Genç kızlar içeride, başlarına, ipekli, parlak, renkli, kenarları oyalı bir çeşit tülbent bağlarlar; buna "kıvrak" denilirdi. Önlerine "mendil" dedikleri önlük bağlarlardı. Bunu da kendileri dokurlardı.

Kızlar ve kadınlar, ellerine kına yakardı. İhtiyaca göre saçına kına vuranlar da olurdu. Kınaya bir makyaj ve boya olarak değil de neredeyse kutsiyet gibi daha derin bir anlam izafe ederlerdi. Seksenlik, doksanlık ninelerin bile elleri kınalı olurdu, "öteye" kınasız, beyaz elle gitmek istemezlerdi; toprağa kınalı girmeyi tercih ederler, kınasız ölmekten korkarlardı.

Sünnet çocuklarının baş parmağı ile işaret parmağına kına yakılırdı, ileride eli silah tutsun diye.

 

İlgili Makaleler

Balkanlar-Rumeli
XVII. Asırda Balkan Türklüğü
B elgrad : Edirne - Selimiye Camii 150.000 nüfuslu idi. 222 cami ve mescid, 160 saray ve konak, 17 medrese, 270 mektep, 17 tekke, 26 çeşme, 600 umumî sokak musluğu vardı. Semendire : Şehrinde 22 cami…
XVII. Asırda Balkan Türklüğü
Balkanlar-Rumeli
BARBAROS HAYRETTİN PAŞA’YA İSTANBUL’DA MUHTEŞEM KARŞILAMA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayreddin Paşa , hatıralarında İstanbul'a gelişini ve Kanuni Sultan Süleyman ’ı ziyareti hakkında şunları kaydediyor: Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi Bir mübarek saatte,…
BARBAROS HAYRETTİN PAŞA’YA İSTANBUL’DA MUHTEŞEM KARŞILAMA
Balkanlar-Rumeli
RUMELİ’DE BİR ÂLİMLER ŞEHRİ: VARDAR YENİCESİ
R umeli’de Vardar Yenicesi, I. Murat devrinde Gazi Evranos Bey tarafından kurulur (1387). Düşünün İstanbul’un alınmasına 70 yıl vardır daha. Evrenos Gazi; cami, kervansaray, imaret, hamam inşa…
RUMELİ’DE BİR ÂLİMLER ŞEHRİ: VARDAR YENİCESİ
Balkanlar-Rumeli
Balkan Savaşında İstanbullu Hanımların Gayreti
B alkan Harpleri sırasında düşman Edirne’ye yaklaşırken, İstanbullu bir kısım münevver hanımlar halkımızı uyandırmak ve askerlerimize yardım için bir araya geldiler. Toplantıda konuşma yapan Kız…
Balkanlar-Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar-Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar-Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar-Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar-Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar-Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar-Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar-Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi