
Makedonya Uluslararası Rektörü Muhterem Fadıl Hoca, Veysî Üskübî’nin divanı hakkında çok ciddi bir tahlil yaparak hem şairi hem de eserlerini tanıtmak suretiyle ecdadımıza layık bir hizmet yaptı. Veysî Üskübî 1680 senesinde Üsküp’te kadı iken vefat etti. Kabri Hacılar Yolu Mezarlığı’ndadır.
Aşağıdaki makalede Prof. Dr. Fadıl Hoca’nın, Veysî Üskübî hakkında yaptığı araştırmada, Osmanlı padişahı Bağdat Fatihi IV. Sultan Murad Han’ın methiyesinden bir bölüm okuyacaksınız.
Prof. Dr. Fadıl Hoca diyor ki:
Veysî Üskübî kasidenin girizgâh bölümünde Sultan Murad’ın, Süleyman Han oğlu Selim’in oğlu olduğundan bahsederek, onu gecenin kara yağız atına benzetmek suretiyle, nalından sarı yıldız yaban Düldül ile bir irtibat kurulmuştur ki, bu da, Sultan Murad’ın manevi cihetini ortaya çıkarması bakımından önemlidir. Kasidede Sultan Murad’ın saltanatı, kahramanlığı, ünü ve cömertliği övülmüştür. Sultan Murad’ın kahramanlığını; Onu, savaş meydanlarında düşmanın karşısında korkusuzca dövüşen bir aslana benzetmektedir.
Daha sonraki beyitlerde Sultan Murad ile gül bahçesi ve gül çiçeği arasında bir irtibat kurularak, Onun rüzgâr gibi yakıcılık özelliğinden bahsedilmektedir. Gül bahçesindeki kırmızı gül yaprağının, yakıcılık özelliğini Sultan Murad’dan aldığını ve onun al yüzü gibi başka bir gül çiçeğinin açmadığı dile getirilmektedir.

28. beyitten itibaren Sultan Murad’ın lütuf, bağış ve cömertliğinden bahsedilmektedir. Gönül hastaları o büyük ve güçlü padişahın lütuf meyvesini ümit etmektedirler. Ve bu emel fidanını ümit etmeyenlerin de deli oldukları belirtilmektedir. Onun zatı onun şahsiyeti de kerem bahçesinin bahçıvanıdır ve ihtiyaç sahiplerine bol bol bağışta bulunmaktadır.
46. beyitte dua bölümüne geçen Veysî, artık sözünün sona erdiğini ve hatimeden sonra, sultana arz-ı âlini iletmek için, büyük bir gönül huzuru ve samimiyetle dua yapmak gerektiğini bildirmektedir.